Bölüm 1

Telefonu kapattığında ne kadar yorgun olduğunu düşündü. Kaç gündür doğru dürüst uyuyamamıştı. Proje sonuçlanmadan da uyuyamayacaktı. Bu proje, kariyeri açısından çok önemliydi.

Bir sigara yaktı.’ Lanet olsun ‘ diye geçirdi içinden; ne yapıp edip bu sigarayı bırakmalıydı. Son zamanlarda artan stres ve yoğun iş ortamından dolayı sigarayı neredeyse üç pakete çıkarmıştı. Ne yaptıysa sigarayı bırakmak için, başarılı olamamıştı. En son,  sevdiği arkadaşlarından birisinin IQS sistemiyle bıraktığını duymuş, Internet’ten biraz araştırmıştı ama vakti yoktu; hele bugünlerde buna vakit ayırması olanaksızdı.

Sevda da sigarayı bırakmasını çok istiyordu, babası da; herkes istiyordu. Tekrar ‘Lanet olsun’ diye geçirdi içinden;’ Lanet olsun

Saatine baktı, saat dokuza geliyordu, bu akşam Cuma akşamıydı, Sevda'nın arkadaşları ile birlikte Beyoğlu'nda yeni açılan bir bara gideceklerdi,  artık eve gitme zamanı gelmişti. Bilgisayarını kapadı, gerekli evraklarını toparladı, çantasını hazırladı ve tam çıkmak üzereyken cep telefonu çaldı.

Arayan Genel Müdürü İhsan Bey’di.

İhsan Bey’in bu saatlerde onu aradığı çok ender olurdu, çok merak etti, diğer taraftan topladığı dizüstü bilgisayarını tekrar açtı, çalıştırdı ve İhsan Bey’den gelen maili buldu,

From: dost@hotmail.com

To: ihsan@voiceturk.com
Sent: Monday, November 13, 2006 4:28 PM
Subject: Dikkat!

Şirketinizin üst düzey çalışanlarından Coşku Han'ın başında olduğu proje son derece gizli olduğu halde, bizzat Coşku Han tarafından rakibinize teknoloji bilgi aktarımı yapılmakta ve Coşku Han buradan büyük maddi kazanç elde etmektedir. Bu konuyu araştırınız. İnanmıyorsanız delilleri sunabiliriz.

Coşku gözlerine inanamadı, maili tekrar, tekrar okudu, sanki birisi şaka yapıyor gibiydi. Evet, proje son derece gizli ve oldukça önemliydi, rakipler sürekli neler yapıldığı ile ilgi almaya çabalıyordu ancak Coşku'nun bu bilgileri birileriyle paylaşıyor olma iddiası bile son derece komikti.

Bir diğer konu bu projeden gerçek anlamda çok az insanın haberi vardı, bu maili yazan her kimse, bundan nasıl haberdar olmuştu? Son derece rahatsız oldu ve hemen İhsan Bey’i aradı.

Telefonu kapadı ama içi içini yemeye başlamıştı. Nereden çıkmıştı bu mail, hem de Cuma akşamı ve eğlenmeye gidecekken, canı çok sıkıldı, sigara paketini eline aldı, içinden bir kez daha’ Lanet olsun’ diye geçirdi ama artık sadece sigara değildi canını sıkan, mailde söz edilen delillere takılmıştı kafası.

Bölüm 2

Sevda koltuğuna oturduğunda sabahtan beri tamamladığı kaçıncı toplantı olduğunu düşündü. Arka arkaya üç müşteri ziyareti yapmış, trafikle boğuşmuş, sonra şirkete gelmiş üst üste iki farklı toplantıya girmişti. Sabahtan beri ağzına bir şey koymamıştı, kaşarlı bir tost iyi giderdi, yanında güzel bir çay. Bunu düşünmek kendisini iyi hissettirdi.  

Sabahtan beri yapamadığı bir başka şeyin maillerini kontrol etmek olduğunu anımsadı, dizüstü bilgisayarını açtı ve maillerini almaya başladı. Beş, on, yirmi  derken toplam altmış sekiz maile ulaştı. Hepsini tek tek okuyamayacaktı, kimlerden geldiğine bakarak sadece işle ilgili olanları okumaya karar verdi, zaten birçoğu arkadaşlarından gelen iletilerdi. Mail isimlerini kontrol ederken tanımadığı birisinden gelen bir mail dikkatini çekti, dost diye birisinden geliyordu, merak etti ve hemen o maili açtı.

From: dost@hotmail.com

To: : sevda.alkan@modernart.com.tr
Sent: Monday, November 13, 2006 4:20 PM
Subject: Coşku

Coşku’nun seni sevdiğini zannediyorsun, hâlbuki Coşku seni en yakın arkadaşınla aldatıyor, Coşku’ya iki gün önce İtalya’da kiminle birlikte olduğunu sor. Fotoğraflarını göndermemi ister misin? Coşku’ya asla güvenme!

Sevda, maili üç dört kere okudu. Bu bir şakaydı galiba. Coşku ile yaklaşık bir senelik ilişkileri vardı. Her ikisi de bu ilişkide aradıklarını bulmuşlardı. Şu ana kadar aralarında en ufak bir sorun yaşamamışlar ve ilişkilerinde tutkuları hiç bitmemişti.

Coşku’nun onu aldatacağına asla inanmazdı, Coşku’ya bu konuda çok inanmıştı, ama mail canını sıkmıştı. İki gün önceki İtalya olayı doğruydu, Coşku iş için İtalya’ya gitmiş ve bir gece kalmıştı. Gece telefonda uzun uzun konuşmuşlardı.

Fotoğraflar. .Bu her kimse demek fotoğraflar vardı elinde, görmek isterdi ama o fotoğraftakinin Coşku olacağına yine de inanmazdı, bugünün teknolojisinde artık fotomontaj o kadar kolaydı ki.

Ne yapması gerektiğine karar veremedi, acaba Coşku’yu arayıp konuşsa, bu mailden bahsetse nasıl olurdu? Diğer taraftan en ufak bir şüpheciliğin Coşku’yu kıracağını da biliyordu. En iyisi bu maili hiç okumamış gibi yapıp, çöpe atmaktı.

Ancak diğer taraftan kadınsı duygularına ve şüphelerine engel olamıyordu, o ‘ACABA’ sorusunun yanıtını alamazsa rahat edemeyecekti. En yakın arkadaşın diyordu mailde, kimdi en yakın arkadaşı, Burcu’dan bahsediyordu herhalde, yoksa İlknur’muydu bahsettiği,  her ikisini de çok severdi. Genelde hafta arası bir iki akşam birlikte olurlardı. İki gün önce onlar ile konuşup konuşmadığını düşündü, Burcu ile konuştuğunu anımsadı ama İlknur ile konuşmamıştı.

Kendisine de kızdı, artık engel olamıyordu kendisine, önce Coşku’dan, sonra Burcu ve İlknur’dan şüphelenmesi iyiye işaret değildi.

Bu arada kapı çaldı, Nilüfer tost ve çayı masasına bıraktı ve çıktı.

Biraz evvel açlıktan ölürken, şimdi bütün iştahı ve neşesi kaçmıştı. İlk defa şüphenin içini bu kadar kemirdiğini hissediyordu. Diğer taraftan kendisine çok kızıyordu, Coşku’ya ve arkadaşlarına haksızlık yaptığını düşünüyordu. Onlara güvenmeliydi. Güvenmeliydi ama olmuyordu, Beynini o ‘ACABA’ kemiriyordu.

İstemeye istemeye tostundan bir ısırık aldı, ne yapması gerektiğine karar vermesi gerekiyordu. Akşam Coşku ile birlikte Cansu ve Mustafa’nın açtıkları bara gideceklerdi.

Maili yazıcıya gönderdi, çıktıyı çantasına koydu, tostunu yerken düşünmeye başladı. Coşku ile bunu paylaşmalımıydı?  

Bölüm 3

İhsan Bey televizyon karşısında uyumayı çok seviyordu. Gözlerini açtığında televizyonun hala çalıştığını ve salonda yalnız olduğunu gördü, eşi yatmıştı,

Gerindi, bu kanepe inanılmaz rahattı, henüz bu kanepeye uzanıp bitirdiği bir film olmamıştı, o kadar rahat ve konforluydu ki.

Ellerini ensesinin altında toplayarak tavanı seyretmeye başladı. Aklına bugün Coşku ile ilgili gelen mail geldi. İlk okuduğunda çok saçma bulmuştu, Coşku neredeyse on senedir bu şirkette çalışıyordu, birçok projeye imza atmış ve çok başarılı işler yapmış, şirketin gelişimine çok katkıda bulunmuştu. Özellikle elektronik  dünyasında çok saygın bir kişilikti, birçok seminere ve kongreye çağrılır ve orada gerek teknik, gerek yönetim dersleri verirdi, konferanslarda konuşurdu.

Voiceturk şirketinin sahipleri, yeni bir oluşum için Amerikalı bir firma ile bağlantıya geçmişler ve yeni tasarladıkları bir ürün için birlikte çalışma kararı almışlardı. Bu çok gizli bir projeydi ve bu projenin başına en çok güvendikleri kişiyi getirmişlerdi, bu da Coşku’ydu. Projenin detayları sadece şirketin yönetim kurulu, İhsan Bey ve Coşku tarafından biliniyordu. Bunun dışında üretime kadar gelecek olan süreçler henüz tamamlanmamıştı. Değişik ülkelerden değişik ürünler ve firmalar tespit ediliyor ve onlar ile görüşülerek gerekli malzemeler toplanıyordu. Bu seyahatlerin hepsine Coşku gidiyor ve dönüşünde detaylı rapor hazırlıyordu. Raporların hiç biri mail ortamında gönderilmiyordu. Dolayısıyla bu proje ile ilgili hiçbir şey bilgisayarlarda tutulmuyordu.

Coşku bugüne kadar bu güveni sarsan hiçbir şey yapmamıştı, tam tersi, gerçekten çok gayretli ve istekli çalışıyordu. Bugün itibariyle projede planlanan noktadan çok öndeydiler ve bu tamamen Coşku’nun sayesinde olmuştu.

Coşku’nun bunu birilerine satıyor olması veya bilgi vermesi olanaksız gibi görülse de, sonuçta birilerinin bu olaydan haberi olduğu kesindi, zaten can sıkan kısmı burasıydı. Kim ve nasıl biliyordu bu projeyi? Amaçları neydi?

Sabahleyin erken kalkacaktı, yarın yoğun bir gün olacaktı yine, yatak odasına doğru ilerledi, ses çıkarmadan yatağın kendisine ayrılan kısmına geldiğinde karısının horultusuna gülümsedi, ertesi gün’ Horluyorsun’ dediğinde, karısı’ Asla, ben horlamam’ diyecekti. Yirmi senedir horladığını asla kabul etmemişti, hatta horlarken sesini kaydetmiş ve sonra karısına dinletmişti ama karısı  ‘Bunun benim olduğum ne malum ‘ deyip, yine kabullenmemişti. Yatağa girdi ve gözlerini kapar kapamaz uyudu.

Bölüm 4

Coşku telefonu kapadıktan sonra Sevda’yı düşündü. Şimdiye kadar hayatına çok kadın girmişti, duygusal bir erkek sayılmazdı, genelde mantığı ağır basardı ve bu yüzden de birçok ilişkisin de problemler yaşardı. Ama Sevda neredeyse hayatına gireli bir seneyi bulacaktı ve bugüne kadar hiç ciddi bir tartışma yaşamamışlar, beraber bulunmaktan hep keyif almışlardı.

Sevda’nın insanları cezbeden mavi gözlerinden erkeklerin nasıl etkilendiğini görmemesi olanaksızdı. Üstelik ayakları yere basan, ekonomik özgürlüğünü kazanmış, son derece sosyal bir yaşam süren Sevda’nın hangi ortama girerse girsin kadın, erkek herkes tarafından fark edildiğini kendi gözleri ile görmüş ve yaşamıştı.

Tanıştıkları günü düşündü, bir Alman şirketin verdiği kokteyle davetliydi, hiç istememesine rağmen on dakika için uğramıştı. Sevda’yı ilk kapıdan içeri girdiğinde elinde kadehi ile dolaşırken görmüştü. Yanık bir tene yapışmış, son derece şık bir elbise ve ince topuklu zarif bir ayakkabı giyiyordu. Saçları açık ve uzundu. Elbiseden vücudunun güzelliği ile uzun biçimli bacakları belli oluyordu.

Çevresine baktığında kokteylde bulunan konukların büyük kısmı gözlerinin ucuyla Sevda’yı süzüyordu. Kapıdan içeri girdiğinde sanki Sevda’da kendisini süzmüş gibi geldi ama daha sonra Sevda bunu yalanlayacaktı.

Alman firmanın sahibi Sevda’yı Coşku ile tanıştırdığın da Coşku daha çok etkilenmişti. Sesinin tonu, gülümsemesi, sohbeti her şey çok güzeldi. Sevda’nın da kendisinden etkilendiğini görebiliyordu ve o gece birlikte olmuşlardı, o günden bugüne bir sene geçmiş ve beraberlikleri devam ediyordu.

Her ikisi de yalnız yaşamasına rağmen, bugüne kadar birlikte yaşamayı düşünmemişler veya birbirlerine bu konudan bahsetmemişlerdi. Böylesini ikisi de seviyorlardı, çünkü zaten arzu ettiklerinde birlikte olabilir veya birbirlerinin evinde kalabiliyorlardı.

Tam bu sırada Coşku’nun telefonu çaldı, baktı, arayan İlknur’du.

Coşku telefonu kapadıktan sonra Sevda’yı aramadan düşünmeye başladı. Ne oluyordu? İlknur, Sevda’nın en iyi arkadaşlarından biriydi. Birlikte zaman geçirirlerdi ama hiç bu kadar özel bir durum içinde olmamışlardı. Şaşırdığı diğer bir nokta, bu kadar arkadaşı arasında neden kendisini seçtiğiydi. Acaba olayın Sevda ile bir bağlantısı mı vardı?

En iyisi Sevda’yı arayarak gecikeceğini haber vermesiydi. Ama nasıl bir yalan söyleyecekti, hem de sevgilisine. Coşku yalan söylemeyi hiç sevmezdi, çünkü eninde sonunda o yalan kendisine dönerdi. Sevda’ya mantıklı ne diyebilirdi. Sevda bir gariplik olduğunu mutlaka anlayacaktı.

Coşku telefonu kapadı ama içindeki suçluluk duygusundan kurtulamıyordu, hemen İlknur’u aradı ve yola çıktığını söyledi. Işıkları kapadı, odasının alarmını çalıştırdı, kapısını kilitledi, şirketten çıktı, asansöre bindi ve otoparkta bulunan arabasına gitti.

Bölüm 5

Sevda telefonu kapadı ama içi içini yiyordu, kesinlikle ters giden bir şey vardı. Coşku’nun kekeleyen sesinden hemen anlamıştı bir şeylerin yolunda olmadığını, ama neyin yanlış olduğunu anlaması olanaksızdı.

Bu sırada telefonu çaldı, baktı, arayan Burcu’ydu.

Bugün gönderilen mail geldi aklına, Coşku’nun İtalya’da olduğu günden beri İlknur ile hiç konuşmadığını düşündü, Burcu’da aynı şeyi söylemişti. İçindeki sıkıntı ve şüphecilik tekrar yeşermeye başladı.

Telefonundan İlknur’u aradı, kapalı değildi, çalınca umutla bekledi ama açan olmadı. Evini aradı, yine açan olmadı. Oldukça garipti. Acaba ne olmuştu? İlknur’a nasıl ulaşabileceğini düşündü, İlknur’un en son kiminle birlikte olduğunu düşündü.

O kadar zordu ki, İlknur Burcu ve kendisinden farklı bakardı yaşama ve ilişkilere. Sadakati sevmezdi, aynı anda birkaç erkekle sevgili olur, herkesi birbiriyle aldatırdı. Hayatına giren erkek sayısını kendisi bile bilmiyordu. Ona çok nasihat etmişler, hayatını düzene sokmasını çok arzu etmişlerdi ama bu olanaksızdı. O yüzden İlknur’un kimle beraber olduğunu hiçbir zaman bilemezlerdi. Birisiyle gelir sevgilim der, bir sonraki akşam bir başka partiye, sinemaya giderken başkasıyla gelir, ona da sevgilim derdi.

Bu arada telefonuna bir SMS geldi, baktı tanımadığı bir numara, muhtemelen kontörlü bir numaraydı;

Coşku sana yalan söylüyor. Sen onu beklerken, o İlknur ile birlikte, sen hala ona güveniyorsun. İnanmıyorsan aç Coşku’ya nereye gidiyorsun diye sor.

Midesinde bir ağrı hissetti. Sanki birisi midesine üst üste yumruk atıyordu. Arabayı çok zor kullandığını fark etti.

Ortaköy’e  geldi, otoparka girdi, arabasını teslim etti ve yavaş, yavaş yürüyerek Çınaraltı’na doğru yürümeye başladı.

Bu olamazdı, bu yalandı. Tamam, İlknur erkekleri seven bir kızdı, hadi İlknur Coşku’yu isteyebilirdi ama Coşku buna nasıl yanıt verirdi, en yakın arkadaşı ile nasıl ilişkiye girerdi! Bu mümkün değildi, buna inanmak istemiyordu.

Çınaraltı’nın şefi Sevda içeri girdiğinde hemen yanına yanaştı, en güzel yerlerden bir masaya kadar götürdü Sevda’yı.

Sevda masaya oturdu ama kesinlikle kendisinde değildi. Ters giden bir şeyler vardı. Önce mail, sonra bu SMS mesajı, bu kadarı üst üste çok fazlaydı. Coşku’yu aramak istemiyordu, şu anda konuşması doğru değildi. Burcu’yu beklemeye karar verdi.  Burcu, kendisi gibi düşünen, mantıklı ve çok akıllı bir kızdı, olan biteni onunla paylaşmaya karar verdi.

Şefe doğru el salladı, rakı, peynir ve kavun siparişini verdi.

Bölüm 6 :

Coşku  arabayı kullanırken aklı İlknur’daydı. Hız limitini aşmamaya çalışarak mümkün olabildiğince hızlı gitmek için çabalıyordu. İlknur’un evine yaklaştığında cebinden tekrar İlknur’u aradı ancak İlknur telefonu açmıyordu. Arabasını İlknur’un evinin yanında bulduğu boş bir yere bıraktı.

İlknur Akmerkez’in arka sokaklarında bir apartman dairesinde yaşıyordu. Evi küçük ama sevimliydi. Daha önce birkaç kez Sevda ile birlikte gelmişlerdi, bir keresinde de çok alkollü oldukları için, evlerine gitmek yerine İlknur’da kalmışlardı.

İlknur’un kapısına geldi, zile bastı, önce hiçbir şey olmadı, tam tekrar zile basacakken içeriden İlknur’un Geliyorum, bir dakika diyen sesini duydu.

Birkaç dakika sonra İlknur kapıyı açtı.

Coşku önce gözlerine inanamadı ve ne söylemesi gerektiğine de karar veremedi.

İlknur son derece dekolte bir kıyafet ve elinde içkisiyle kapıda duruyordu.

Coşku bir an ne yapacağını bilemedi ama girmemenin daha saçma olacağına inandığı için içeriye girdi. İlknur hemen arkasından kapıyı kapattı.

Coşku  o anda İlknur’un kadehinin ilk kadehi olmadığını anladı, İlknur sarhoş değilse bile oldukça çakırkeyifti. Zaten İlknur Coşku’nun itirazını hiç ciddiye almamış ve bir kadeh şarap doldurup Coşku’ya uzatmıştı.

Coşku kadehi aldı ve koltuklardan birine oturdu

İlknur biten kadehini tekrar doldurdu ve Coşku’nun karşısında ki koltuğa oturdu, ancak elbisesinin kısalığından ve dekoltesinden ve tabi birazda çakırkeyif olmasından dolayı o kadar rahat oturmuştu ki, bütün vücudu gözler önüne serilmişti. Coşku bundan son derece rahatsız olduğu halde, İlknur’un umurunda olmaması Coşku’yu çok şaşırtmıştı.

Coşku İlknur’un ilişkilerini Sevda’dan duyardı, o yüzden gülümsedi, çok şaşırmadı.

Coşku, bu sohbetin nereye varacağını anlamaya çalışıyordu

Coşku İlknur’un bunu şaka mı ciddi mi söylediğini anlayamadı, İlknur direk gözlerinin içine bakıyordu.

İlknur’da bir kahkaha attı ve kadehinden bir yudum daha aldı.

Coşku bir an İlknur’a baktı, bu son söylediği şok eden sözlerin farkında mıydı, yoksa hala sarhoş muydu? Bu son derece komik bir iddiaydı. Geçen hafta bir gece haricinde, her akşam Sevda ile birlikteydi. Gerçi yatmak için tabi ille gece olması gerekmiyordu ama böylesi bir iddiaya ancak gülebilirdi.

İlknur devam etti anlatmaya

·        Ben de inanmadım tabi,” Sevda asla böyle bir şey yapmaz, onun bir yılı aşkındır çok düzgün giden bir ilişkisi var, kimse ile böyle bir ilişki yaşamaz” dedim. Adam kendinden son derece emin “Coşku Han’ımı kastediyorsunuz, herkesin bir gizli dünyası vardır, demek ki bu da Sevda hanımın gizli dünyası” dedi. Bu beni daha çok şaşırttı, çünkü seni de biliyordu. Ben de “herkes her şeyi söyleyebilir, keşke bana anlatmasaydın, ben çok rahatsız oldum” dedim. Yataktan kalktım, tam adama artık gitmesi gerektiğini söyleyecektim ki,  adam bana çok ciddi bir şey söyledi. “Ben” dedi “size bazı şeyler anlatmak zorundayım” ve anlattığı şeyler doğruysa seni çok yakından ilgilendiriyor Coşku.

Coşku bunu bir masal gibi dinledi. Sevda, İlknur, adam, neler oluyordu hayatında bu akşam. Yaklaşık son iki üç  saattir alışılmadık olaylar oluyordu çevresinde. Önce garip mailler, sonra İlknur, şimdi adam ve adamın Sevda ile bağlantısı. Kafası karman çorman olmuştu.

·        Peki,” dedi Coşku, “Dinliyorum İlknur, ne olur biraz çabuk anlatır mısın lütfen. Ne anlattı adam sana bu kadar önemli”

Bölüm 7 :

Burcu kapıdan içeriye girdiğinde Sevda ilk kadehini bitirmişti. Burcu etrafa bakınırken, elini salladı.

·        Merhaba hayatım

Burcu’yu yanaklarından öptü, Burcu karşısında ki sandalyeye yerleşti, şef garson hemen rakısını doldurdu, peynir ve kavun servisini yaptı.

*          Nasılsın Sevda bir tanem,  Coşku geç mi kalacak, bakıyorum ikinci kadehe geçmişsin bile.

Sevda bir şey söylemeden Burcu’ya baktı. Burcu hemen ters bir şeyler olduğunu anladı.

·        Anlat Sevda’cım, neler oluyor?

Sevda rakısından büyük bir yudum aldı ve işyerine geldiği anda karşılaştığı mailden başlayarak, Coşku’nun İlknur ile bağlantısına kadar hepsini anlattı. Burcu hiç ses çıkarmadan dinledi. Sevda anlatırken, hiç sözünü kesmedi, en ufak bir yorum yapmadı, sadece arada rakısını içti.

·        Ne düşünüyorsun Burcu?

·        Canım, ben Coşku’nun böyle bir şey yapacağına inanmam ama sen de kabul edersin ki İlknur alkollü olduğu zaman biraz şaşırabilir ve erkek iştahı fazlacadır, bunlar kabul ama İlknur’un göz göre göre kalkıp Coşku ile İtalya’ya gideceğine asla inanmam. Dolayısıyla bence bunları birisi uydurup sizin ilişkinizi bozmaya çalışıyor. Bu senin skilerden biri de olabilir, Coşku’nun eskilerden birisi de.

·        Ben de öyle düşünüyorum aslında ama daha buraya gelirken Coşku’nun beni araması ve yalan söylemesi çok canımı sıktı Burcu, neden buna gerek duydu. İlknur’da mı değil mi bilmiyorum ama yalan söylediği kesin.

·        Bu kadar eminsin yani.

·        Evet, Coşku’yu iyi tanırım, şu anda bana söylediği şeyi yapmadığına yüzde yüz eminim. Yalanın arkasında İlknur gerçekten olabilir mi bilmiyorum, inanmıyorum ama emin misin dersen, hayır, yüzde yüz emin değilim. Sen aradın mı İlknur’u?

·        Hayır aramadım, arayayım mı şimdi?

·        Arasana bakalım.

Burcu, cebinden İlknur’u aradı. Telefon dördüncü defa da açıldı.

·        Alo, İlknur ne haber canım?

·        İyilik, senden ne haber?

·        Nerelerdesin, senden haber alamadık kaç gündür.

·        Yakışıklının birini götürüyordum hayatım, meşguldüm.

·        Bu akşam gelecek misin, biz Sevda ile Ortaköy’deyiz, Coşku’da birazdan geliyor, toplanıp Cansu’ların bar açılışına gideceğiz ya, sen buraya mı gelirsin yoksa seni geçerken alalım mı?

·        Benim bir misafirim var, duruma göre ben size haber veririm, görüşürüz, bye

Burcu elinde telefon biraz şaşkın Sevda’ya baktı.

·        Çok garip, ben hiç İlknur’un bu tarz konuştuğunu duymadım, kesinlikle alkollüydü.

·        Ne dedi Peki,

Burcu anlattı. Sevda tekrar kadehinden bir yudum aldı. Henüz hiçbir şey yemeden ikinci kadehini bitiriyordu, bu hiç iyi değildi. Sarhoş olmak istemiyordu, Coşku ile konuşmak istiyordu. Neredeydi Coşku? Neden hala gelmemişti?

Bölüm 8

Coşku, şarabından bir yudum daha aldı. İlknur’un anlatacaklarını heyecanla bekliyordu. İlknur ise şarabından oldukça büyük bir yudum aldıktan sonra, izin isteyerek banyoya doğru gitti.

Coşku saatine baktığında Sevda ile konuştuğundan beri bir saat geçtiğini anımsadı, Sevda mutlaka kızmıştı, hiç sevmezdi ve affetmezdi bu tarz gecikmeleri, aslında neden yaşan söylediğini de bir türlü anlayamıyordu, en başta doğruyu söylese bu sancıları yaşamayacaktı. Yalan, yalanı doğuruyordu ve şimdi ararsa bir başka yalan söylemek zorunda kalacaktı.

Bunları düşünürken yavaşladığını fark etti. Kendini çok garip hissediyordu. Sanki müthiş uykusu gelmiş gibiydi. Birden içtiği şarabı düşündü, acaba diye düşündü, acaba içine bir şey mi katılmıştı. Uyuşukluk git gide her yerini sarıyordu. Artık emindi, kesinlikle şarabında bir uyuşturucu vardı, önce İlknur diye bağırmaya çalıştı ama sesinin çıkmadığını fark etti, sonra ayağa kalkıp banyoya doğru ilerlemeyi düşündü, ancak bir kaç adım atar atmaz kendini yerde buldu.  Gözlerini açmaya çabaladı ama göz kapakları kendisine ihanet ediyordu. Birkaç saniye sonra tamamen kapandı.

İlknur banyoya girdiğinde içerideki sarhoş halinden tamamen farklı bir durumdaydı. Banyoda kapalı dolabı açtı, içinden bir cep telefonu aldı ve bir numarayı tuşladı.

·        Beş dakika içinde hazır olun ve sizi tekrar aradığımda içeri gelin.

Aynaya baktı, kendisine verilen görevi başarıyla yapmıştı. Birkaç dakika sonra  ekibin diğer elemanları gerekli şeyleri yaptıktan sonra parasını alacak ve Türkiye’den uzaklaşacaktı. Kendisine vaat edilen meblağ gerçekten çok yüksekti. Bu kadar parayı bir arada hiç görmemişti. Önceleri korkmuştu ama sonra bunu yapabileceğine kendisini inandırmıştı.

Tam bunları düşünürken içeriden bir ses duydu, muhtemelen Coşku yere düştü diye düşündü. Sevda’yı severdi, iyi kızdı, Coşku’da çok tatlı bir erkekti ama kendisine sunulan olanakları düşündüğünde, bu işi yapmak için çok fazla tereddüt etmemişti.

Aynada kendisine baktı ve banyodan çıktı.

Bölüm 9

Telefonu kapadığında keyfi yerine gelmişti. İlknur becerikli bir kızdı, bunu halledebileceğinden emindi. Bunun yanında güzel ve seksi bir kızdı. Onu öldürmeden önce sevişebilmeyi çok isterdi ama emir kesindi, İlknur’da sadece Coşku’nun izleri bulunmalıydı. Başka tek bir ize rastlanmamalıydı.

Telefonuyla bir numara tuşladı.

·        Efendim, her şey planlandığı gibi gidiyor, kız Coşku’yu uyuttu, şimdi biz içeri giriyoruz, sonra gereken şeyler emrettiğiniz gibi yapılacak.

Karşıdaki hiçbir şey demeden telefonu kapadı.

Bölüm 10

Burcu rakısından içerken Sevda’yı gözlüyordu, Sevda’nın ne kadar üzgün olduğunu anlıyordu, Coşku’dan önce Sevda çok sık depresyonlar, gelgitler yaşardı ama Coşku hayatına girdikten sonra Sevda o kadar değişmişti ki.  Hem kendisine, hem çevresine daha dikkat eder, daha sevgi dolu bakan birisi olmuştu.

Sevda, rakısından bir yudum aldı ve Burcu’ya baktı.

·        Burcu, dayanamıyorum, ne olacaksa olsun, Coşku’yu arayacağım.

·        Emin misin buna Sevda? Sonra Coşku bozulmasın, sanki onu kontrol edermişsin gibi

·        Yok, bozulursa bozulsun, biraz mırın kırın ederse, direk soracağım, İlknur’da mısın diye, ne yapabilirim, ben bu kadar düşüneceğime, biraz da o düşünsün, yoksa kafayı yiyeceğim Burcu.

·        Peki, canım, ara bence de, ne yapalım, ne olacaksa olsun.

Sevda, cep telefonunu aldı ve Coşku’nun numarasını çevirdi, telefon çalmaya başladı ama açan olmadı, tekrar aradı, tekrar açan olmadı.

·        Bunda bir terslik var Burcu, Coşku telefonunu asla yanından ayırmaz, bakmaması, görmemesi mümkün değil, bir şeyler ters gidiyor, yanlış bir şeyler var. İlknur’u tekrar arar mısın ne olur, bakalım o açacak mı?

Burcu hemen İlknur’u aradı, onunda cep telefonu çaldı, çaldı ama açan olmadı.

Sevda bunun üzerine şefe el salladı, hesabı istediğini belirten bir hareket yaptı, Burcu şaşırdı.

·        Hayrola Sevda’cım, ne yapıyorsun?

·        Yürü İlknur’a gidiyoruz.

·        Sevda saçmalama, asla bunu yapmıyoruz, Coşku’yu burada bekleyeceğiz. Sen sarhoş oldun, mantıklı düşünemiyorsun.

·        Hayır, onlar birlikte

Sevda bunu söylerken, ağlamaya başladı ve yerine oturdu. Kendisine inanamadı. Evet alkolün de etkisi çok fazlaydı ama ilk defa onların birlikte olabileceğine inanmıştı. Ya kapıdan şimdi Coşku girerse, ne diyecekti ona. Sana inanmadım mı diyecekti.

Burcu’ya döndü:

·        Burcu, çok acı çekiyorum canım, ne yapmalıyım, ne yapmalıyım.

Burcu’da bunu görebiliyordu

·        Bekleyeceğiz canım, sakince bekleyeceğiz. Merak etme, ters giden bir şeyler varsa ilk defa biz duyarız zaten.

Bölüm 11

İlknur kapıyı açtığında iki adam sessizce içeri girdi. Ellerindeki alet çantalarını hemen yatak odasına götürdüler.

Adamlardan irice olanı Coşku’yu kucakladı ve onu yatak odasına taşıdı. Diğer adam ve İlknur’da yatak odasına girdi.

Genç olan çantadan bir kamera çıkardı, bu arada iri kıyım olan Coşku’yu tamamen soymuştu, İlknur’da çırılçıplak soyunmuştu. Adamlardan biri İlknur ve Coşku’nun oldukça seksi fotoğraflarını çekti. Genç olan olayı öylesine iyi sahnelemişti ki, fotoğrafları görenlerin Coşku’nun sarhoş ve kendisinde olmadığını kanıtlamaları olanaksızdı. Gerçi yüzleri en ince detayına kadar gözükmüyordu ama İlknur’un aldığı keyif yüzüne çok yansırken, Coşku yaşadığı şehvetten gözleri kapalı çıkıyordu.

Epeyce çekilen fotoğraflardan sonra, İlknur artık bittiğini düşündü. Artık paranın gelme zamanıydı. Genç olan kamerayı toplayıp İlknur’a Tamam,, bitti işaretini yaparken İlknur sevindi. Ancak bu arada kendisine yaklaşan iri kıyım adamın bakışlarını sevmedi, zaten en son görebildiği de bu oldu.

İri kıyım olan adam, Coşku İlknur’un bacakları arasındayken, Coşku’nun ellerinin üzerinden İlknur’un boğazını yakalamıştı. O kadar güçlü ve kuvvetliydi ki, İlknur çok fazla dayanamamıştı. Adamın eline taktığı eldiven Coşku’nun elleri üzerindeydi.

Bu sahneyi dışarıdan kim görse kesinlikle Coşku’nun İlknur’u boğazını sıkarak öldürdüğünü düşünecekti.

Şimdi tek sorun kalmıştı. Coşku’nun gerçekten İlknur’un içine girdiğinin ispatlanması, çünkü aksi takdirde çekilen bu fotoğrafların hiçbir anlamı kalmayacaktı. Testlerden hemen İlknur’un içine girmediğini tespit edebilirlerdi.

Bu konuyla genç adam ilgilenecekti. Uyuşturucu ile şaraba ilave ettikleri yüksek dozda cinsel uyarıcı şu anda etkisini gösterecekti. Genç adam, Coşku’nun cinsel organını eliyle okşamaya başladı. Coşku belki uykunun en uç noktasındaydı ama kendisine verilen yüksek dozda uyarıcı ile cinsel aleti sertleşti, genç adam itinayla fazla zorlamadan İlknur’un içine sokup çıkarmaya başladı ve bir  süre sonrada içine sokmuş vaziyette  bıraktı.

Tıp alanında teknoloji o kadar gelişmişti ki, yarın sabah Coşku’nun kanında yapılan tetkiklerde ne bu uyuşturucuyu, ne de bu cinsel uyarıcıyı bulacaklardı.

Tablosuna büyük bir memnuniyetle baktı. Ölü bir kadın, uyuşturulmuş bir adam ile seks yapıyordu. Coşku’nun ellerini tekrar kadının boğazına getirip yerleştirdiler. Etrafı gezdiler, kendilerine ait ne varsa topladılar.

Genç adam sonra eserine bir kez daha baktı. Cebini çıkardı, bir numara tuşladı.

Evet, şu ana kadar her şey  planladığınız ve emrettiğiniz gibi gitti efendim, evden ayrılıyoruz.

Her zaman olduğu gibi, telefonun kapandığından başka bir ses duymadı, ne bir teşekkür, ne bir iltifat.

Son bir kez etraflarına baktılar, sonra kapıdan yavaşça çıkıp gittiler.

Bölüm 12

Bir saat kadar daha bekledikten sonra Burcu’da artık Sevda’ya hak vermeye başlamıştı. Tanıdığı Coşku bu değildi, ne yapar eder mutlaka Sevda’ya haber verirdi.  Son bir saattir Sevda çok az konuşmaya başlamıştı, dalıp gidiyor ve hızlı içiyordu.

Burcu, burada daha fazla kalırlarsa Sevda’nın çok daha kötü olacağını anladı.

·        Sevda, yürü gidelim, İlknur’a bir uğrayalım bakalım, en azından bara giderken bir uğrayalım dedik deriz, evde yalnızsa zaten sorun yok eğer farklı bir durum varsa da öğreniriz artık, ne yapalım, korkunun ecele faydası yok.

·        Tamam, dedi, Sevda, haklısın.

Beraberce çıktılar, temiz ve serin hava Sevda’yı kendine getirdi. Otoparka doğru yürümeye başladılar. Bu arada Sevda cep telefonundan bir kez daha Coşku’yu aradı ama telefonu açan olmadı.

Otoparka geldiklerinde Burcu direksiyona geçti ve İlknur’un evine doğru yola çıktılar.

İlknur’un evine varmaları on beş dakikalarını aldı. Arabayı park etmeye çalışırken Burcu gözlerine inanamadı, Sevda’ya baktı, Sevda dikkat etmemişti ama Coşku’nun arabası buradaydı. Bunu Sevda’ya söyleyip, söylememekte tereddüt etti ama bu tip durumlarda Sevda’nın önceden hazırlıklı olması gerektiğini düşündü.

·        Sevda’cım, Coşku’nun arabasının plakası neydi?

·        34 ZJ 1963, neden sordun?

·        Sanırım demin yanından geçtim.

Sevda, inanmaz gözler ile baktı

·        Ciddi misin, nerede? Tekrar geçebilir miyiz oradan lütfen

Burcu arabayı tekrar geldiği yöne çevirdi ve Coşku’nun arabasının yanında durdu.

·        Evet, Coşku’nun arabası bu, demiştim sana Burcu, birlikteler, buna inanamıyorum, nasıl yaptı bunu bana Burcu, ben bunu hak etmedim, hiç hak etmedim. Hem de yakın bir arkadaşımla.

Sevda olduğu yere yıkıldı, gerçekten çok kötü durumdaydı ve bir sinir krizi geçiriyordu. Burcu, hemen arabadan fırladı, Sevda’yı arabaya yerleştirdi ve tekrar direksiyona geçti. Biraz sakinleşmeleri gerekiyordu. Bir an düşündü, hangisi daha iyiydi, basıp gitmeleri mi gerekti, yoksa baskın yapmak mı? Bir an için kendisi de öfkelendi, öncelikle İlknur’a öfkelendi, sonra da Coşku’ya. Ne kadar basit bu erkek milleti diye geçirdi içinden, birazcık kuyruk sallaman yeterli. Sadakat anlayışı bu kadar mı yerlerde sürünebilirdi.

Sevda’nın durumu gerçekten çok kötüydü. Sürekli ağlamaktan gözleri şişmiş, makyajı akmıştı. Tam motoru çalıştırıp  oradan ayrılacakken, Sevda;

·        Burcu, yürü içeri gidiyoruz, ben bunu hak etmedim, en azından bunu ikisinin yüzüne söylemeyi istiyorum. Kapıyı açarlarsa söyler çıkarım, açmazlarsa rezalet çıkartacağım, en azından o kızın neler yaptığını bütün apartman sakinleri öğrensin, nasıl bir orospuyla aynı apartmanda yaşadıklarını görsünler.

·        Sevda, çok öfkelisin, bu doğru bir karar mı sence, Bırak seni hak etmeyene bir değer verme, yarın daha net ve doğru kararlar alabilirsin.

·        Hayır Burcu, lütfen yanımda ol, ama gelmek istemiyorsan ben tek başıma da giderim. Sana da kızmam, bir rezalet olacaksa bunu benimle paylaşmak durumunda değilsin. Ama ben bunu  bu gece çözeceğim. Sen yanımda olsan da, olmasan da ben bunu çözeceğim Burcu, hem de bu gece.

·        Peki, dedi Burcu, her zamanki gibi yanındayım Sevda, yürü gidelim. Madem öyle anca beraber, kanca beraber, haydi.

İki kadın, arabayı park ettiler ve İlknur’un apartmanına doğru yürümeye başladılar.

Bölüm 13

Genç adam arabayı kullanırken yanındaki iri kıyım arkadaşına baktı. Bu beraber yaptıkları ikinci işti ve birbirleri ile doğru dürüst konuşmamışlardı bile. Adam konuşmayı çok sevmiyordu. Adının Halis olduğunu biliyordu sadece, onun dışında birçok yerde güvenlikte çalıştığını ama daha sonra yeraltı dünyasına katıldığını ve son aylarda Tirit çetesinin vermiş olduğu bazı işleri yaptığını biliyordu.

Bu son işinde kendisine yardımcı aradığında yeraltı dünyasından bir arkadaşı Halis’i önermişti. Çok az konuşan ama işini iyi yapan birisi demişti.

·        Ee Halis, güzel para kazandık bu işten, ne yapmayı düşünüyorsun.

·        Memlekete gidip biraz oralarda kalacağım.

·        Neresi senin memleket?

·        Lice, Diyarbakır.

·        Ben hiç gitmedim Doğuya. PKK teröründen sonra oralara gitmek biraz zor,

Halis kafasını çevirip baktı, bir yorum yapmadı. Genç adam bu bakıştan, konunun çok hassas olduğunu anladı ve hemen konudan uzaklaştı.

·        Memlekette sevgili falan var mı Halis?

·        Hayır, ailem var sadece, anam, babam ve kardeşlerim.

·        Hayırlısı, iyi bakalım git ve dinlen, bakarsın başka işlerde yaparız beraber.

·        Sağ ol

Gerçekten çok konuşmayı sevmiyordu. Bu arada kullandıkları eşyaları yok etmeyi düşündükleri yere gelmişlerdi. Etrafta kimse yoktu, zaten olmasını da beklemiyorlardı. Kilyos’un arka sahilinde bu saatte kimse olmazdı.

Eşyaları çıkarmaya başladılar, şarap kadehleri, eldivenler derken cep telefonunu aradı.

·        Halis, sen etrafı toplarken kadının bizi aramak için kullandığı telefonu aldın mı?

Halis’in bakışı zaten bir cevaptı.

Lanet olsun diye geçirdi içinden, lanet olsun.  Cep telefonu yoktu, İlknur’un kendisini aradığı cep telefonu yanlarında yoktu. Etrafta da dikkatini çekmemişti. Hâlbuki o telefonu kendisi vermişti İlknur’a ve sadece bir kez kullanılmıştı ama kendi numarası kayıtlıydı o telefona. Gerçi onu bulmaları zor olabilirdi ama artık teknoloji o kadar gelişmişti ki, küçücükte olsa bir ayrıntıydı, bir delildi ve işin kötüsü işvereninin hiç hoşuna gitmeyecek derecede büyük bir ayrıntıydı.

·        Geri dönüp o telefonu bulmalıyız Halis, yoksa bizim peşimize düşebilirler.

Halis kafasını salladı. Hemen arabaya atladılar, hızlı bir şekilde İlknur’un evine doğru dönmeye başladılar.

Yaklaştıklarında, çok çabuk fark ettiği için kendisini tebrik etti, İlknur’un evine uzak bir yere park ettiler ve yürüyerek eve doğru yaklaşmaya başladılar.

Evi cepheden gördükleri anda donup kaldılar.

Sevda ve arkadaşı İlknur’un evinin kapısındaydılar. Daha fazla ilerlemeleri anlamsızdı. Bu biraz işleri karıştıracaktı. Tek temennileri, kapının açılmaması ve Sevda ile arkadaşının geri dönemleriydi, ancak Sevda’nın rezalet çıkarmayı bile göze aldığından haberleri yoktu.

Bölüm 14

Coşku, göz kapaklarını aralamaya çalıştı, kafasını toparlamaya çalıştı ancak başarılı olamıyordu, derinden gelen sesler duyuyordu ama bir türlü gözlerini açmayı başaramıyordu. Sonunda sağ gözkapağını bir parça aralamayı başardı. Önce gördüğünün ne olduğunu anlayamadı, sonra sol gözkapağını da  biraz aralamayı becerdi, gördüğü bir göğüs ucuydu.

Bu arada zil sesini de duymuştu, kapı çalıyordu ve birisi hiç durmadan zile basıyordu, elleriyle gözlerini ovaladı ve tekrar görmeye çalıştı, evet yanılmamıştı, çırılçıplak bir kadının üzerindeydi, buna bir anlam veremedi, Beyni hala tam fonksiyonları yerine getiremiyordu. Gördüklerini yorumlayamıyordu, sadece anladığı bir terslik olduğuydu.

Yataktan gözlerini ovuşturarak kalktı ve ilk fark ettiği kendisinin de çıplak olduğu oldu, yatağa baktı, İlknur’u tanıdı ve o da çırılçıplaktı.

·        İlknur, ne yaptık biz, aman Allahım, İlknur, kalksana

İlknur’a bakmadan konuşuyor, sağa sola bakarak elbiselerini bulmaya çalışıyordu. Bunu yaşamış olamazlardı, en son anımsadığı koltukta şarap içtiği ve kendini iyi hissetmediğiydi.

·        İlknur, uyansana Allah aşkına, kapı çalıyor, hiç değilse kapıya bakar mısın lütfen?

Çamaşırlarını bulamıyordu ve kapı hala çalıyordu. En sonunda kapıyı açmaya karar verdi, yerde duran çarşafı vücuduna sardı ve kapıyı açmaya gitti. Açmadan önce kim olduğunu anlamak için göz deliğinden baktığında dondu kaldı, kapıyı çalan Sevda’ydı. Gözlerine inanamadı, bu nasıl olabilirdi, ne işi vardı Sevda’nın burada.

Birden kendi durumunu düşündü, son derece anlamsız bir şekilde çıplak bir durumda Sevda’nın karşısına çıkıp ne anlatacaktı. İçeride İlknur çırılçıplak uyuyordu, daha doğrusu muhtemelen sızmıştı, o yüzden ne Coşku’yu, ne kapıyı duymuyordu.

Geri çekildi, her zaman çok hızlı çalışan Beyni bu sefer ona itaat etmiyordu. Ne yapması gerektiğini düşündü. İlknur ile bir şey yaşamadığına çok emindi ancak bu durumu nasıl açıklayacaktı, neden soyunduğunu nasıl açıklayacaktı. İşin komik tarafı Sevda’ya açıklamadan önce kendisine de açıklayamıyordu, nasıl olmuştu da soyunup İlknur ile bir yatakta çırılçıplak uyanmıştı.

Kapının zili uzun uzun bir kez daha çalınca, sessiz kalmaya karar verdi, kapıyı açmayacaktı ama bunun da iyi bir fikir olmadığını düşündü. Artık daha fazla yalan söylemesine gerek yoktu. Düşündü ve kararını verdi.

Kapıya doğru gitti ve bağırdı.

·        Sevda, bana birkaç dakika ver, açıyorum kapıyı.

Bölüm 15

Sevda kapı ziline sürekli basıp duruyordu, henüz sinirleri tepesinde olmadığı için kapıyı yumruklamaya başlamamıştı, Burcu kenarda hem Sevda’yı izliyor, hem düşünüyordu.

İlknur bunu neden yapmış olabilirdi? Eninde sonunda bitecek bir şeydi, bir geceliğine Coşku’nun tadına mı bakmak istemişti. Bu ona hiç mantıklı gelmiyordu. Tamam, İlknur erkekleri severdi ama bugüne kadar birbirlerinin erkeklerine hiçbir şekilde bu derecede sarkmamışlar ve birlikte olmamışlardı. En azından bildiği buydu.

Bu arada Sevda heyecanla Burcu’ya doğru bağırdı.

·        Burcu, kesinlikle içeride birisi var, bir takım sesler duydum, sonra biri göz deliğinden baktı.

Burcu heyecanla kapıya yanaştı, Sevda tekrar zile bastı, bu sefer biraz daha uzun bastı.

Sonra içeriden gelen ses ile ikisi de birbirine baktı. Sevda şok geçirmek üzereydi.

·        Sevda bana birkaç dakika ver, açıyorum kapıyı.

Bölüm 16

Halis ve genç adam kapıdan içeri süzülen iki kadını seyretti, genç adam ne yapması gerektiğine karar veremiyordu, bu konuyu işverenine nasıl aktaracaktı. Aktardığında ne olacaktı? Aktarması şarttı. Çünkü olaylar beklendiği ve planlandığı gibi olmamıştı. Lanet olsun diye düşündü, kadınların oraya gidebileceklerini düşünmüştü ama o telefonu unutmayı planlamamıştı. Eğer telefonu bulamazlarsa veya önemsemezlerse planda çok büyük değişiklikler olmayacaktı.

En iyisi hiçbir şey söylemeden olacakları beklemek daha doğru olacaktı. Şu anda işverenine verdiği haber, her şeyin planlandığı gibi gittiğiydi. Aslında kadınların oraya gitmesi bir anlamda Coşku’yu daha zor durumda bırakacaktı ve kadınları da İlknur’un cinayetine ortak edecekti. Böylelikle üçü birden avuçlarının içinde olacaklar ve ne isterlerse yapacaklardı.

Ancak tek sorun telefondu, nedense aklına telefon geldiğinde içindeki sıkıntıya engel olamıyordu.

·        Ne yapacağız?

Şu anda hiçbir şey yapmayacağız Halis, biraz bekleyelim bakalım ne olacak? Bu arada ne diyorsun, sence ne yapacaklar şimdi?

·        Bilmiyorum, ilgilenmiyorum da.

Halis gerçekten ilgilenmiyordu, tam bir görev adamıydı. Asla detaylar ile ilgilenmezdi.

Haklısın dedi genç adam, haklısın, neden ilgilenesin ki.

Bölüm 17

Coşku, çarşafa sarılmış vaziyette evin içinde odaları gezerek çamaşırlarını bulmaya çalışıyordu, bulamadı. Bu arada zilin tekrar çaldığını duyunca, Tamam, dedi artık ne olursa olsun, bu şekilde açacaktı.

Kapıya geldi, önce zinciri çıkardı, sonra kilidi açtı ve kapıyı biraz araladı.

·        Merhaba Sevda, selam Burcu, lütfen hiçbir şey söylemeden içeri girin, neler olduğunu ben de bilmiyorum.

Sevda ve Burcu inanamayan gözler ile karşılarında yarı çıplak, çarşafa sarılı Coşku’ya bakarak kapıdan içeri girdiler.

·        Coşku, bu ne hal, neler oluyor? İlknur nerede?

·        Hayatım ne desem inanmayacaksın biliyorum, İlknur sanırım sızmış durumda ve yatakta ve çırılçıplak ama benim en son anımsadığım şey, koltukta elimde şarap ile oturduğumdu, sonradan gözlerimi açtığımda İlknur ile yatakta çırılçıplaktım ama hiçbir şey olmadı aramızda, inan buna, zaten İlknur’da söyleyecektir bunu. Burcu rica etsem İlknur’u uyandırır mısın artık, esas bu noktaları o aydınlatacak zannediyorum.

Sevda Coşku’ya baktı, inanıp inanmadığını düşündü ama o kadar masum anlatmıştı ki, haklı olduğu bir nokta vardı, olayı aydınlatacak kişi İlknur’du.

·        Coşku Peki, kıyafetlerin nerede, neden biz İlknur’u uyandırmaya çalışırken sen giyinmiyorsun, karşımızda böyle yarı çıplak mı oturmayı planlıyorsun?

·        Tabi ki sevgilim de, sorun şu ki, çamaşırlarımı bulamıyorum.

Bu arada İlknur’ a bakmaya giden Burcu’yu kapıda gördüler. Burcu’nun yüzü bembeyazdı, bir şeyler söylemek istiyor ama söyleyemiyor gibiydi.

·        Burcu neyin var?

diye seslendi Sevda. Coşku’da Burcu’ya doğru dönmüştü ve neler olduğunu anlamaya çalışıyorlardı.

·        İlknur dedi Burcu, İlknur ölmüş, nefes almıyor.

Coşku çarşafa falan sarıldığını unutarak Sevda’nın yanından fırlayarak İlknur’un yatak odasına daldı. Hemen İlknur’un kalbini dinledi, nabzını kontrol etti. Nabız atmıyordu. İlknur’un neden öldüğünü anlamaya çalışırken boynunu gördü, mosmor olmuştu. Bunun anlamı İlknur’un kendi eceli ile ölmediğiydi.

Birden bunun bir tuzak olabileceğini düşündü. Kendisine bir tuzak kurulmuştu. Ama bu tuzağın içinde İlknur’un yeri neydi? İlknur böyle bir tuzağa neden evet derdi ki, zaten sonunda İlknur’da ölmüştü?

İçeriden Sevda ve Burcu’nun birbirine sarılarak ağladığını duydu. Her tarafta Coşku’nun izleri vardı, eğer bu bir cinayetse Coşku’nun üzerine kalacağı kesindi. Bu arada Sevda’nın polisten bahsettiğini duydu.

Hemen salona girdi.

·        Sevda polis olmaz, önce beni dinle, sonra istersen çağırırız.

Sevda ve Burcu şaşırarak Coşku’ya baktılar.

·        İlknur ölmemiş Sevda, öldürülmüş ve birileri bunu benim yaptığımı düşündürmek istiyor. Eğer polis gelirse ve ben burada olursam kesinlikle beni tutuklar ve suçsuz olduğumu asla anlatamam, çünkü evin her noktasında benim parmak izim var, hatta inanıyorum ki İlknur’un boğazında bile.

·        Peki, ama neden Coşku, neler oluyor, anlatsana lütfen, ne işin var burada, neden yalan söyledin bana, İlknur’la neden sevişiyorsun?

·        Asla hayatım, asla İlknur ile aramda bir şey olmadı, hem de en ufak bir şey, sadece sen dâhil herkesin bunun böyle düşünmesini sağlamayı düşündüler sanıyorum, lütfen anlatacaklarımı dinle.

Coşku, en baştan itibaren kapıyı açtığı ana kadar neler olup bittiğini anlattı. Sevda ve Burcu inanamayan gözler ile Coşku’yu dinlediler, daha sonra Sevda’da kendisine gelen mailden ve o zamandan bu zaman geçen diliminde neler olduğunu anlattı.

·        Ortada kesin olan bir şey var Coşku.

dedi Burcu,

·        Birileri kesinlikle senin yok olmanı istiyor. Her şey o kadar ince planlanmış ki, eminim bizim geldiğimiz bile biliniyordur.

·        Peki, ne yapacağız diye sordu Sevda.

Üçü birbirlerine baktılar, bir çıkar yol bulmak zorundaydılar.

Coşku ayağa kalktı

·        Sizce bunları polise anlatsam, bana inanır mı? İnansalar bile kendimi temize nasıl çıkaracağım, benimle kim uğraşıyorsa, uğraşmaya devam edecektir. Polise başvurmayı en son ihtimal olarak görelim diyorum.

·        Peki, ama Coşku ne yapacaksın? Aslında ne yapacağız? Çünkü biz de şu anda suç işliyoruz sanırım.

·        Haklısın sevgilim, bence şöyle yapalım, siz hemen çıkın gidin, ben ne yapacağımı düşüneceğim, ya polise başvuracağım, ya da...

·        Ya da ne Coşku, aklında ne var?

·        Ya da sevgilim, İlknur ortadan kalkacak, onu yok etmenin yolunu bulacağım.

·        Peki, ama sana bu tuzağı kuran kişi istese seni şu ana kadar polise teslim edebilirdi, seni çok daha uzun uyutabilir, polise haber verebilir ve sen uyanmadan polis gelebilirdi. Demek ki o da senin bu tarz bir çözüm bulacağına inanıyor. Ben hala polisin doğru çözüm olduğunu düşünüyorum.

·        Polis beni dinlemez hayatım, anında tutuklar ve uzun süre suçsuz yere hapis yatarım.

·        Sen de haklısın, Peki, ne yapacağız?

Coşku ve Sevda birbirlerine sarıldılar, kara kara nasıl bir çözüm bulacaklarını düşünürken, Burcu ayağa kalktı;

·        Bence tek yol var, ne düşünüyoruz ki, en azından şu aşamada başka şansımız yok. Artık üçümüz suç ortağıyız, İlknur’u ortadan kaldıracağız, İlknur’u yurt dışına göndereceğiz. Çalışmadığı için işyeri sorunu yok, apartman dada sorun olmaz. Arkadaşlarını da ben idare ederim.

·        Yani dedi Coşku, İlknur’dan kurtulacağız ne demek Peki, cesedi yok mu edeceğiz? Nasıl?

·        Öncelikle biraz daha bekleyelim, sonra ben gider arabayı getiririm, sonra İlknur’u sarıp sarmalar arabaya koyarız, sonrasına bakacağız artık.

Şu anda akıllarına daha iyi bir yöntem gelmediği için hemen işe koyuldular, İlknur’u yatak çarşafına sardılar, bu arada Coşku hal İlknur’un sabahlığını giydiğini fark etti. Bir taraftan da kıyafetlerini bulmaya çalışıyordu, aklına banyodaki kirlilerin konduğu  çamaşır sepeti geldi, hemen banyoya koştu. Çamaşırları karıştırırken eli altta bir telefona çarptı. Telefona baktı,  kimin telefonuydu acaba, İlknur’un telefonu hala masadaydı.

Elinde telefonla yatak odasına girdi, kızlar İlknur’un cesedini bayağı paketlemişlerdi.

·        Bu telefon ikinizden birine ait değil değil mi?

İki kadın da telefona baktılar, hayır der gibi kafa salladılar

Coşku elindeki telefona baktı, tekrar aramaya baktığında bir numaranın arandığını gördü, arama zamanına baktı, eve geldiğinden bir süre sonraydı, hatırlamaya çalıştı, beraberken İlknur hiç kimseyle konuşmamıştı, Peki, ama o zaman bu arama ne zaman yapılmıştı. Demek ki bu telefon buradaydı hep.

Bu telefonda bir iş var diye düşündü. Son numaraya baktı ve aradı.

Bölüm 18

Genç adam çalan telefonuna baktı, ne yapması gerektiğine karar veremiyordu, bu telefonu bulacaklarını hele aranacaklarını hiç düşünmemişlerdi. Yanıt vermedi, nasıl olsa Coşku bir süre sonra çaldırmaktan vazgeçecekti. Telefondan çok acil kurtulması gerekiyordu.

Coşku, telefona yanıt verileceğini zaten düşünmüyordu. Vermiş oldukları uyuşturucunun etkisi de yavaş yavaş geçmekteydi. Kendisine karşı bir tuzak kurulduğunu görebiliyordu. Akşamdan beri olayların kurgusu ve Sevda’nın olaya dahil ediliş tarzı Tamamen kendisine karşı kurulan bir kumpasın parçalarıydı.

Şu anda elindeki tek delil bu cep telefonuydu ama önce yapmaları gereken İlknur olayını halletmekti. Şu anda polise gitse ve olayları anlatsa, kimsenin kendisine inanmayacağını biliyordu. En azından bu süre içinde serbest olmalı ve İlknur’un cesedinden kurtulmalıydı.

Tekrar içeriye döndüğünde Sevda ve Burcu’nun İlknur’un cesedini bir halıya sardıklarını ve ince çoraplar ile bağladıklarını gördü. Sevda’nın yanına gitti ve sıkı sıkı sarıldı.

·        Canım geçecek bunlar, benimle, bizimle kim uğraşıyorsa emin ol bulacağım ve dünyayı ona dar edeceğim. Sana sevgimden asla şüphe etme, sana karşı hiçbir zaman yanlış bir şey yapmadım, yapmam da.

·        Bundan emindim ama yine de bir ara tereddüt ettim Coşku, olaylar o kadar karmaşık ki.

·        Biliyorum canım, inan çözeceğiz. Burcu, senden bir ricam var, benim eve giderek bana giyecek birkaç şey getirebilir misin, biz de bu arada etrafı toplarız. Sen geldiğinde de ne yapacağımıza karar veririz.

·        Tamam,, hemen çıkıyorum, yarım saate dönerim.

Burcu dışarı çıktıktan sonra Coşku elinde ki telefona baktı, bir kez daha aradı, telefon çaldı çaldı ama açılmadı.

·        Sevda, telefonun yanında değil mi, bir dakika bana verebilir misin tatlım.

Sevda telefonunu uzattı

·        Ne yapmayı düşünüyorsun?

·        Telefon operatöründe çok üst düzey projeme yardımcı olan birisi var, onu arayacağım, bakalım bu telefon hakkında bilgi alabilecek miyim, gerçi saat oldukça geç oldu ama o evinden sisteme bağlanabiliyor.

Numarayı çevirdi, üç kere çaldıktan sonra telefon açıldı

·        Alo

·        İyi geceler Sinem, ben Coşku, rahatsız ediyorum canım, müsait misin acil bir durum var da.

·        Coşku, selam canım, tabi ki, sen bu saatte hiç aramazdın, o yüzden biraz şaşırdım.

·        Biliyorum Sinem, Acil bir durum olmasa yine aramayacaktım. Sizin kurallarınıza son derece aykırı biliyorum ama bir telefon numarası hakkında bilgi almam gerek Sinem ve bu çok ama çok önemli. Bu kadar önemli olmasa asla seni rahatsız etmezdim biliyorsun.

·        Peki, Coşku, elimden geleni yaparım, numarayı ver, ben gerekli araştırmayı yapar ve hemen sana dönerim, yalnız minimum bir on dakikaya ihtiyacım var.

·        Tamam, bekleyeceğim.

Coşku, telefonu beklerken Sevda’ya baktı, Sevda tamamen kendini toplamıştı ve o kadar güzel gözüküyordu ki, çok anlamsız olsa da o anda ona karşı müthiş bir istek duydu, sarılıp onu dudaklarından öptü. Sevda’da bu öpücüğe aynı istekle yanıt verdi, bir anda delice öpüşmeye başladılar, Coşku’nun elleri Sevda’nın her tarafında dolaşmaya başladı, önce göğüslerini, sonra bacaklarını okşadı, kanepede sevişmeye başladılar, birçok kez sevişmiş olmalarına rağmen bu kadar aşırı heyecan duyarak seviştikleri zamanları çok fazla değildi.

O sırada Sevda’nın telefonu çaldı, Coşku hemen fırladı ve telefonu açtı.

·        Evet Sinem’ciğim neler buldun?

·        Hayrola, sesin titriyor, hasta falan değilsin değil mi?

·        Yok yok, gayet iyiyim, koştum da ondan, evet seni dinliyorum.

·        </