Dördüncü durak Girit adası.

Gazetemize baktığımızda Girit'e Heraklion ( Kandiye ) limanına sabah saat 07:00 'de ineceğimizi ve 11:00'de kalkacağını öğrendik.

Sabah kahvaltımızı yaptıktan sonra kişi başı 5 Euro ödediğimiz bir yürüyüş turu aldık. Tur rehberi kısa bir anlatımla önemli yer ve tarihçesinden bahsettikten sonra bizi serbest bıraktı.

Ancak Girit biraz hayal kırıklığı idi, minik bir şehir ama neredeyse tamamen şehirleşmiş bir ada. Zaman darlığından başka bir yerini keşfedilme şansımız olmadığı için Heraklion'u gezebildik.

Girit'İn diğer adalardan farkı, bağımsız olması, yani on iki ada oluşumu içinde yer almıyor.

Burası Yunanistan'ın en büyük, Akdeniz'İn ise 4. büyük adasıymış.

Nüfusu yaklaşık 100.000, tamamen Minos Uygarlığı etkisinde kalmış bir ada. Bizim görebildiğimiz en önemli tarih eseri 17. yüzyılda yapışmış olan 4 aslan figürlü çeşmesi. Aslında burada Knosos sarayının ziyaret edilmesi gerektiğini okumuştuk ama zaman darlığından dolayı ve de özellikle herkes Santorini'ye bir an önce gidebilmek için kimse zaman darlığından şikayet etmedi.

Açıkçası Girit'i çok merak ediyorduk ama en azından diğer adaların yaptığı etkiyi Girit yapmadı. Belki daha uzun kalınsa plajları veya tarihi daha iyi incelemek mümkün olabilirdi.

Saat 11:00'de gemide yerimizi aldık ve leziz öğlen yemeğimizi yedik.

Bir sonraki yer turun en çok merak edilen, rüya gibi anlatılan SANTORİNİ adası. En büyük merakımız da acaba anlatıldığı gibi bir yer mi? Yoksa abartı var mı?