Dile kolay, tam 3 yıl, yani 36 ay, yani yaklaşık 1100 gün Pınar ile
birlikteyiz.
İlişkilerin, sevgilerin, emeklerin, birlikteliklerin çok kolay yaşanıp, çok
kolay tüketildiği bir zamanda 1100 günlük bir birliktelik.
İlişkimizi ilk konuşmaya başladığımızda, ben kısa süreli ilişkiler yaşadım,
umarım seninle uzun sürer, ben elimden geleni yapacağım dediğimde Pınar dönüp
gülümsemiş ben kısa süreli ilişkiler yaşamam demişti. O zaman ben de
gülümseyerek zamana bırakıyoruz yani demiştim. Evet, zamana bıraktık ve
bugün üçüncü yılımızı bitiriyoruz.
Aslında ilişkileri devam ettirebilmek hem çok zor, hem çok kolay. Bu sadece
bizler için geçerli değil, bence bütün ilişkiler için geçerli.
İnceleyin, irdeleyin ilişkileri inanın zorlaştıran bizleriz. Herşeyden önce
ilişkimizi başladıktan sonra öyle hızlı ve anlamsız bir şekilde üst noktalara
taşıyoruz ki, sonradan, tanıdıkça yaşanılan olaylarda da aynı hızla düşmemize
engel olamıyoruz.
Birbirimizi zaman içinde tanımaktan ziyade, birlikteliğin başında hem de
tüketecek kadar hızlı tanımaya çalışıyoruz ve bir süre sonra bakıyoruz ki
aradığımız, beklediğimiz kişi o değil, sonuç; kısa süreli birliktelikler,
gösterilen ilginin yanlış anlaşılması veya yanlış yönlenmesi.
Bir yerden mi duydum, okudum veya kendim mi uydurdum bilemiyorum ama son beş
altı senedir söylediğim bir şey var, o da Zamanı öne çekme, bırak zaman
kendiliğinden gelsin .
Biz bilinçli veya bilinçsiz Pınar ile birlikte bu kuralı uyguladık, birbirimizi
tüketmeden, zaman içinde ve zamanında yaşadık yaşanması gereken ne varsa.
Birbirimize saygımızı asla kaybetmedik. Her konuda anlaştık mı, hayır tabi ki,
anlaşamadığımız noktalar oldu ama biz bir çok ilişkide zor yaşanan bir şeyi
becerebildik diye düşünüyorum, biz konuştuk, belki tam zamanında değil ama her
zaman birbirimizle konuştuk, olayı sıcağı sıcağına değil, soğuduktan sonra, daha
objektif ama mutlaka konuştuk.
Yukarıda bahsettiğim gibi, zorlaştırmakta, kolaylaştırmakta bizim elimizde, biz
birbirmiz için kolaylaştırmayı tercih ettik, zorlu anlarımız da dahi hep bunu
düşündük, zaten ikimizden birisi daha farklı düşünseydi, bu ilişkinin 1100 güne
dayanabilmesi mümkün değildi. Mutlaka ikimizden birisi pes ederdi.
Sonuçta bugünlere geldik, mutsuz anları iki elin parmakları kadar az olan
koskoca 1100 gün. Saygının, sevginin ve birbirinin yaşamına duyulan önemin ve
güvenin getirdiği mutlu bir 3 yıl.
Nice yıllara diyorum ve bütün arkadaşlarımın huzurunda Pınarın hayatıma
getirdiği tüm güzellikler ve yaşattığı mutluluklar için İYİ Kİ varsın ve İYİ Kİ
benim sevgilimsin diyorum, seni seviyorum Pınar Akdeniz.
Sevgilerimle,
Haluk
14.10.2009 00:30