Bu yazdıklarımı belki bazı arkadaşlarım Pollyanna’cılık diye eleştirecekler, belki de bazı arkadaşlarıma çok normal gelecek, neden yazma gereği duyduğumu sorgulayacaklar.

23-26 Nisan 2009 tarihleri arasında yapmış olduğumuz seyahatte özellike POZİTİF DÜŞÜNME GÜCÜNE çok daha fazla inandım. Bu kadar kısa bir dönemde bu kadar yoğun bir programı neredeyse sıfır negatif olayla kapatabilmenin bir başka açıklaması yok sanıyorum.

Şimdi sizlere olayları arka arkaya sıraladığımda neden bahsettiğimi çok daha iyi anlayacaksınız.

Bu seyahate çıkma fikri uzun zamandır vardı ama bu tarz değil, bir tur ile anlaşalım, 23 Nisan’da gidelim, olmadı bir başka zaman gideriz gibi konuşmalar hep oldu. Şimdi bakın 15 20 gün öncesine dönüyorum.

1- Pınar’a bir iş geldi, Mersin Hilton’da bir kongre. Pınar Mersin’e bir günlüğüne ölçü almaya gitti, hayatında ilk defa Mersin’deydi, Mersin’i çok beğendi, turunç kokusunu anlata anlata bitiremedi.

2- Kongrenin zamanı 23 25 Mayıs idi ve Mersin işi onaylandı.

3- Onaylanınca, hemen bir plan yaptık, ben de 24 Nisan’ı tatil alırsam 4 günlük bir gezi olabilirdi, ben de bu izini aldım, Gezi kitabımızı incelemeye başladık, araba kiralayıp neler yapabileceğimize baktık.

4- Bu arada 16 19 Ekim tarihleri arasında Bayii toplantımız vardı, bu toplantıya Adana-Mersin bayiimizde katıldı ve fuarda tesadüfen Pınar ile de tanışma şansları oldu, o sırada Pınar’ın Mersin işlerinde Önder yardımcı olurum dedi, biz tatil programını anlatınca, kendisinde 3 araba olduğunu, birisini bize vereceğini söyledi. Eğer o sırada Pınar orada olmasa ki Pınar 4 günlük fuarda sadece 15 dakikalığına uğradı, ne orada eleman işi ne de bizim tatildeki araba olayımız gündeme gelecekti.

5- Ben Mersin’e indim, arabayı kiraladık, muhteşem bir hava, kısa kolla geziyoruz, keyfimiz nasıl yerinde, gece Mersin’de kalacağız ama benim sürekli kaldığım otel dolu, ne yapacağız derken şehir içinde bir otel bulduk ve son odayı biz aldık, bizim kayıtlarımız yapılırken 2 yeni gelen kişiye odamız yok dediler, 5 dakika geç kalsak neredeyse orada da kalamayacağız.

6- Spontane gezelim diye hiç bir otelde yer ayarlamadığımız için Adıyaman’a giderken nerede kalalım diye konuştuk. Şehir içinde kaldık mı Nemrut Dağına 70 km, sabah beşte güneşin doğuşunu seyredeceğiz, üçte kalkıp yola çıkmamız lazım, ama oteller 23 nisan turlarından dolayı dolu, kankamı arayarak internetten başka hangi oteller var derken, kankam dur bizim Doğan Haber Ajansı Adıyaman temsilcisini arayayım dedi ve özetleyeyim, on dakika sonra Nemrut dağının yamaçlarında, tepeye 5 km mesafede bir otelde yer bulduk.

7- DHA arkadaşımız abi aman dikkat edin, sabah yoğun yağış bekleniyor dedi, sıkı giyinin diye tembihledi, bırakın yağışı, güneşin doğuşu sırasında yağmur damlası görmedik. Sabahın körü yerine dörtbuçukta kalktık, beşte dağın tepesinde yerimizi aldık.

8- Kankam Hatay’lı olduğundan aynı şekilde Hatay’da da ondan yardım istedik, inanmayacaksınız ama bütün oteller dolu ve biz en güzel otellerinden birinde yine son odayı bulduk, hatta o oda için mücadele ettik ve oda bizim oldu.

9- Akşam çıkacağız, taksi çağırdık, dünya tatlısı bir amca, sohbet koyu, bize epeyce bilgi verdi, dolaştırdı akşamda geldi aldı ama nasıl bir yağmur, yazık dedi, hava yarın da böyle olacak olursa Antakya’da mozaik müzesinden başka bir yeri gezemeyeceksiniz. Ben Pınar’ın pozitif enerjisinden bahsederek, merak etme amca yarın günlük güneşlik olacak dedim. Ne oldu peki? Gerçekten sabah kalktığımızda pırıl pırıl bir güneş vardı ve biz heryeri güneş altında gezdik.

10- Bu arada bir hafta önce Antakya Ottoman’dan Pınar’a bir iş geldi, bu seyahatimizde o otele gidip fotoğraf çekme ve yetkililerle konuşma şansımız oldu, yoksa Pınar buraya ayrıca gelecek ve ölçü alacaktı.

11- Samandağ Titus kaya mezarlarını gezerken, 6 yıl birlikte çalıştığım Genel Müdürümü gördüm. Düşünün yüzlerce insan var, kaç tane tur geliyor gidiyor, aynı anda aynı mekanda en fazla 5 10 dakika kalıyrosunuz ve ben burada ben eski genel müdürümle karşılaşıyorum, şimdi ne var herkes karşılaşabilir diyebilirsiniz, ama bu insan benim bu firmaya katılmadan önce işe gireceğim ( Azerbaycan Ülke Müdürlüğü) şirketin CEO’su. İki defa gittiğimde bile kendisini görememiştim yoğunluğundan dolayı ama Samandağ’da karşıma çıktı ve 5 dakika sonra gitsem veya o ayrılsa görüşemeyeceğiz.

Bunun gibi aklıma gelmeyen belki bir çok şey var.

Şuna kesinlikle inanıyorum, Pozitif düşündüğünüzde, olaylara keyifle baktığınızda herşey pozitife dönüyor, sıkıntılı anlarınz o kadar azalıyor ki, bu tamamen sizin çevreye yaydığınız elektrik ve negatif enerjiyi yok ediyor.

Memnun olmayacağımız, belki düşünsek kafayı takacağımız bir çok şeyde olmuş olabilir ama biz o tarafından bakmadık, o yüzden de negatif düşünceler bizden tamamen uzaktı.

Bunu sadece seyahate bağlamıyorum, bu insanın bakış açısı. Birbirimizi mutsuz etmek hiç zor değildi, ya da kaldığımız, gittiğimiz yerlerden sorunları seyahat keyfimize eklemek o kadar kolaydı ki, ama o gözle bakmayınca ve herşeyde bir hayır vardır, öyle olmadıysa bir nedeni vardır, demek ki daha iyisini göreceğim, yaşayacağım mantığı sizi bu düşüncelerden uzaklaştırıyor.

Özetle, gerek iş yaşamınızda, gerek özel yaşamınızda POZİTİF DÜŞÜNCE GÜCÜNE inanın, siz pozitif düşündükçe, olayların size yansıması da aynı pozitiflikte olacaktır.

Sevgilerimle,
Haluk
27.04.2009 17:30