Disneyland'dan çıktıktan sonra Linz'e doğru yol almaya başladık, gideceğimiz
mesafe yaklaşık 1200 km olduğundan gece yolculuğu yapmak gerekti. Münih'e kadar
bir şey yoktu sonra kar başladı. Linz'de öğlene doğru olmaya karar verdiğimiz
için yolumuzun üzerinde, sağında veya solunda olan yerlere uğramaya karar
verdik.
Sabah 6 gibi Insbruck'a indik, arabayı bir caddeye çektik 2 saat kadar uyuduk ve
sonra Insbruck'u gezmeye başladık. Insbruck küçük bir Avusturya şehri, kayak
merkezleri ile ünlü, hatta senesini anımsayamayacağım ama bir dönem Kış
Olimpiyatları burada yapılmıştı. Şehrin her tarafı tarihi eserler ile dolu. 2
saat gezebildiğimiz yerleri gezdikten sonra Salzburg'a geçtik ama Insbrcuk'a çok
benzeyen bir yer olduğu için Salzburg'ta çok kalmadık ve Linz'e doğru yol almaya
başladık. Aslında vaktimiz olsa Mozart'ın doğum yeri ve evinin olduğu müzeyi de
gezdirecektim Pınar'a.
Linz için herkes bir çok şey söyledi, genel kanı Viyana varken neden Linz'e
gittiğimzidi, aslında daha önceden konuştuğumuz için Derya ile görüşmeye ve
Linz'i onunla gezmeyi planlamıştık, Derya Linz'de yaşıyor ve Hukuk okuyor, bu
sene son senesi, neyse planda bir değişiklik yapmadık ve Linz'e vardık.
Derya'nın bize ayarladığı oteli bulduk ve yerleştik. Daha sonra Derya ile 1.5
gün gezdik.
Linz 2009 yılında Avrupa Kültür Başşehri olarak seçilen bir yer. Şehir her
haliyle Avusturya'nın en kültürlü şehirlerinden birisi olduğunu gösteriyor.
Kiliseleri, katedralleri, meydanları ve binaları çok tarihi. Linz Kültür
başkenti seçildiği için turist akınına uğramış 2009'da, o yüzden de turistleri
cezbedecek çok fazla yer var. Apollo meydanı, köprüleri, tepeleri hepsi
gezilmesi gereken yerler. Akşam Meksika mutfağını seçtik ve harika acılı
yemekler yiyip, margaritamızı içtik.
Şehrin en ilginç yeri ise Eski şehir dedikleri yer, burada Mozart'tan tutunda
Papa'ya kadar bir çok ünlü isim gelmiş geçmiş, tabi buraları bu kadar iyi
bilmemizde Derya ile birlikte yaptığımız şehir içinde gezen tren ile gezmemizin
de etkisi var. Bir de yeni şehir var, orası daha modern binalar ile donatılmış.
Burada da aynı mantık var, bir günlük bilet almanız yeterli, bu bilet ile
gelişmiş tramvay ve otobüs seferlerini kullanabiliyrosunuz, sanıyorum 8 Euro
vermeniz yeterli oluyor. Tramvaylar çok gelişmiş ve neredeyse hiç
beklemiyorsunuz.
Linz'de sohbet ederken ben 2. Dünya savaşındaki Nazi kamplarını çok merak
ettiğimi söyleyince, Derya Linzde Avusturya'daki en büyük Toplama kapmının çok
yakın olduğunu ( Mauthausen ) ve bugün müze olarak açık olduğunu söyleyince,
ertesi gün Prag'a hareket etmeden orayı da ziyaret etmeye karar verdik.
Mauthausen Linz'e 20 km mesafede bir yer, 1938 - 1945 yılları arasında Nazilerin
105.000 kişiyi topladıkları bir kamp. Bir çok yahudiyi burada maden ocaklarında
çalıştırıp, bir çokta insan üstünde deney yaptıkları bir yer. Özellikle
insanları yaktıkları fırınlar, gaz odaları, kampta kalanların yaşadıkları
yerleri görünce içiniz burkuluyor. Gerçekten o anları yaşıyorsunuz, hani bazı
yerleri gezerken içiniz acır, acılarını hissedersiniz, işte aynı onu
hissediyorsunuz. Gezerken ne kadar okusakta detaylı bilgi edinememiştim, döner
dönmez internetten araştırdım ve bu linki buldum, belki fotoğraflara bakmadan
önce bu linke tıklamanız ve bir 5 dakika okumanız size fotoğrafları daha anlamlı
kılabilir.
http://www.koordinasyon.ne
Mauthausen bu gezide benim için çok ayrı yer tutan bir mekan oldu, oldum olası
bu tarz filmleri çok merak ettiğim için bu sefer filmi değil de gerçekleri
gördüm, fotoğraf albümün sonlarında ki heykeller ve anıtlar da o günleri anmak
için yapılmış, Her sene 5 Mayıs'ta Nazilerden kurtulma günü yaşanır ve binlerce
insan buraya akın edermiş.
Özellikle belgeye bakıp insanların çok değil daha 60 65 sene önce bu meydanlarda
yaşadıkları acıyı hissetmek çok üzücü.
Sonunda Mauthusen'den biraz da buruk bir şekidle ayrıldık ve Praga doğru yola
çıktık.
Insbruck, Salzburg, Linz ve Mauthausen fotoğraflarına www.halukilhan.com
adresinden ulaşabilirsiniz.
Üçüncü gezi notu Prag ve Amsterdam olacak.
Sevgilerimle,
Haluk
24.12.2009 10:00