Bölüm 36
Doruk çok rahatsız bir gece geçirmişti, sabah kalktığında hala başı ağrıyordu. Gece Ayşen ve Ebrudan ayrıldıktan sonra barda biraz daha kalmış, eve çok geç gitmişti. Son üç aydır yaşadığı olayları, Serpilin ölümünü, Busenin hayatına girişini düşünmüş ama hala nedenler konusunda yanıtsız kalmıştı. Birisi veya birileri yaşamını alt üst etmeye çalışıyordu.
Kalkıp duşunu aldı, traşını oldu ve giyindi, saate baktığında dokuz olmuştu, ofisi aradı ve randevularını öğrendi, bugün sabah hastası yoktu, öğleden sonra iki hastası vardı.
Cep telefonundan Buseyi aradı, kapalıydı. Dün Buseyi ne kadar çok istemişti. O an onunla birlikte olmayı, ona sarılmayı ama bu Buse açısından çok kolay bir karar değildi, aslında Buseye hak veriyordu. Bir cinayet soruşturmasını üstlenmiş durumdaydı ve kendisi de bu cinayet soruşturmasının tam merkezindeydi. Bunun ötesinde birliktelik yaşayacaksa bunu doya doya yaşamak isteyenlerdendi ki bu Dorukla şu anda bir şeyler yaşamasını daha da güç hale getiriyordu.
Aklına Ali geldi, hala kayıp mıydı acaba? Çağları aradı.
- Günaydın Çağlar.
- Günaydın Doruk, nasılsın?
- Ben gayet iyiyim de siz nasılsınız? Aliden haber var mı?
- Hala bir haber yok Doruk, artık hayatından endişeleniyorum, dün bütün hastaneleri araştırdık, yok, yer yarıldı sanki içine girdi.
- Polise haber vermediniz mi?
- Henüz değil.
- Sinemi de mi aramamış?
- Hayır, hiç kimseyi aramamış, tanıdığı herkes ile konuştum. Yok yok yok
- Bir yerlerde sızmış kalmıştır mutlaka. Eğer bir süre daha ortalıklarda gözükmezse bence Polise haber verelim Çağlar.
- Ben de öyle düşünüyorum Doruk. Cinayet soruşturmasın da bir gelişme var mı? Nasıl gidiyor?
- Şu anda bir gelişme yok. En son Buse Eray ile görüşmeye gidecekti, aradım ama telefonu kapalı, belki de görüşmedeydi bilemiyorum.
- Buse ile bir ilişki yaşıyor musun?
Doruk bu soruya nasıl bir yanıt vereceğini bilemedi, kendisi de ne yaşadığını bilmiyordu.
- Açıkçası ben de bilmiyorum Çağlar, ondan çok hoşlanıyorum, biliyorsun Serpil ile çok güzel bir ilişkimiz vardı ve o daha çok yeni öldü ama kendime Buse konusunda engel olamıyorum. Son zamanlarda Serpil bir garipleşmişti, ilişkimiz seks dışında eskisi gibi değildi. Sonradan öğrendiklerimi de biliyorsun zaten.
- Ben de çok şaşırdım Doruk, senin yanına bir şekilde sızmaya çalışmak, seni yakından takip etmek, biliyorsun sizin tanışmanzı ben sağladım diye düşünüyordum ama gözüken o ki bunu da tezgahlamışlar. Benim şaşırdığım bu kadar kapsamlı bir planı kim, neden uyguluyor sana karşı. Bunun mutlaka bir nedeni olmalı.
- Benim de bulmaya çalıştığım şey bu Çağlar. Benim hayatım o kadar karmaşık bir hayat değil, geçmişimde ve aile yaşamım da ve de özellikle iş yaşamım da kimseyle bir alıp veremediğim olmadı, anılarıma tekrar tekrar dönüyorum ama bu olaylara neden olabilecek bir bağlantı bulamıyorum. Kim benden ne istiyor anlayabilmiş değilim. Beni dizi cinayetlerin ortasına koydular ve yaşamım alt üst oldu.
- Haklısın. Bu arada senin Amerikadaki arkadaşın ne zaman geliyordu, yarın mı?
Doruk Çağların sorusunu duyunca Meltemi tamamen unuttuğunu fark etti.
- Hay aklınla bin yaşa Çağlar, ben onu tamamen unutmuştum, evet yarın geliyor.
- Eğer sen çok meşgulsen ve işin varsa, ben de alabilirim Meltemi veya aldırabilirim.
- Şu anda bir programım yok ama eğer olursa senden bu yardımı isterim Çağlar. Teşekkür ederim.
Bu sırada telefonuna gelen çağrı ile irkildi Doruk, baktığında Busenin aradığını gördü.
- Çağlar, Buse arıyor, haberleşelim, Ali ile ilgili bir haber alırsan bana da ilet lütfen.
- Tamam, kolay gelsin, belki bu akşama birlikte oluruz, ne dersin? Uzun zaman oldu, hatta Gürkanı da alalım. Konuşacak çok şeyimiz var.
- Tamam, akşam için konuşuruz.
Telefonu kapadı ve hemen geri Buseyi aradı.
- Günaydın Doruk, rahatsız etmedim umarım, uzun çaldırmadım belki daha kalkmamışsındır diye.
- Günaydın Buse, hayır kalkmıştım, Çağlar ile konuşuyordum. Biliyorsun Ali kayıp ve bulamıyoruz.
- Aa, bilmiyorum nereden bileceğim, hiç konusu geçmedi, ne oldu?
Doruk anlatıp anlatmamakta tereddüt etti ama sonrasında sırasıyla Çağlar ve Alinin ilişkisini, sonra Sinemi ve sonra olanları anlattı. Dün geceden beri hiçbir şekilde kendisinden haber alınamadığını ve biraz endişelendiklerinden bahsetti.
- Zaten polise de gelseydiniz, bir süre geçmesini beklerlerdi. Hastanelerde yoksa, belki bir yerlerde sızmış kalmıştır. Gerçi ben olsam böyle bir durumda ve çok kızmışsam atlarım uçağa kaçarım buralardan.
Doruk birden böyle bir ihtimali hiç düşünmediklerini düşündü. Ali belki de Bodruma, Marmarise gitmişti.
- Bak biz bu ihtimali hiç düşünmedik, o kadar sarhoş çıkmışki evden bir yerlerde, birilerinde sızıp kaldığının üstüne yoğunlaştık. Çağlara söyliyeyim de olmazsa havaalanlarını da araştırsın, belki dediğin gibidir.
- Olur, benim yardımım olursa haber verirsin, bu arada sabah aramışsın, Erayın yanındaydım.
- Tahmin ettim, ee nediyor Eray?
- Doruk, belki kızacaksın ama Serpil hiçte senin tahmin ettiğin veya yaşadığın tarz bir kadın değilmiş.
- Bunu öğrendik ya, bana komplo kuranların içinde yer alıyor.
- Eee ..yani sadece komplo anlamında demiyorum ben .yani..nasıl söyleyeyim
- Açıkça söyle Buse, ne buldun, ne dedi Eray?
- Erayın anlattıklarına göre Serpil veya diğer adıyla Aşkın, çok pahalı bir eskort.
- Eskort?
- Evet, iş adamları için tutulan özel zevk uzmanları. Erayın dediğine göre ki araştırıyorum, iş adamlarına iş saatleri dışında bireysel veya grup olarak eşlik ediyorlarmış.
- İnanamıyorum buna. Peki ama Erayın doğru söylediğini nereden biliyorsun? Ölmüş biri hakkında herkes bir çok şey anlatabilir. Delili var mı?
- Doruk, araştırıyorum dedim ya, Eraya inanıp inanmadığımı söylemedim sana, sadece Eraydan duyduklarımı anlatıyorum. Biliyorsun bizim de muhbirlerimiz var. Eğer bu kadar pahalı bir eskortsa bir yerlerden mutlaka bilgi buluruz. Sadece sana Eray ile yaptığımı konuşmayı söylemek için aramıştım.
- Sadece bu mu? Başka bir şey yok mu söylemek istediğin?
Buse bu soruyla karşılaşacağını biliyordu, aslında yanıtı da hzırdı ama Dorukun sesini duyunca o yanıtı veremedi.
- Bir de dün gece çok güzeldi, her şey için ve en çokta anlayışın için teşekkür ederim.
Doruk, gülümsedi en azından eskiye göre daha olumlu mesajlar alıyordu Buseden.
- Benim için de öyleydi Buse, peki ne zaman görüşeceğiz.
- Bugün benim biraz koşturmam gerekiyor. Bilgi toplayacağım yerler ve insanlar var. Taylan beni çok sıkıştırıyor. Daha yoğun çalışmam lazım, eğer akşama müsait olacak olursam seni ararım.
- Tamam, benim de öğleden sonra iki hastam var, yarın da Meltem geliyor.
- Tamam, akşama konuşuruz o zaman, o zamana dek kendine çok iyi bak Doruk. Öpüyorum.
- Ben de Buse, sen de kendine iyi bak.
- Ha Doruk, kapamadan Alinin soyadı neydi, ben de bir araştırayım istersen.
- Tamam çok iyi olur, Ali Çelikel.
- Ok, eğer bir şey bulursam mutlaka haber veriririm.
Telefonu kapadıktan sonra cama gitti, dışarıya baktı, muhteşem güzel gözüküyordu. Serpil ile seviştiği anlar aklına geldi. Demek Serpil bir eskorttu. Serpilin sevişmedeki maharetlerini düşününce bu fikir çokta mantıksız gelmemeye başlamıştı. Farkında olmadan tahrik olduğunu hissetti ve buna şaşırdı. Bir süredir hiç sevişmediğini hatta masturbasyon dahi yapmadığını fark etti. Bu daha çok tahrik olmasına neden oldu. Gereksinmesini giderip gidermeyeceğini düşünürken telefonu çaldı. Numaraya baktı, tanımadığı bir numaraydı.
- Alo, ben Doruk, kiminle görüşüyorum?
- Ben Ebru, hani dün Ayşen ile birlikte tanışmıştık.
Doruk Ebrudan gelen bu telefona şaşırmıştı. Onda numarası yoktu ya da gece vermişmiydi anımsayamadı.
- Tabi anımsadım. Nasılsınız?
- Numaranızı Ayşenin cebinden aldım. Aramamın bir mahsuru yoktu değil mi?
- Rica ederim neden olsun. Buyurun Ebru Hanım, ne yapabilirim sizin için?
- Siz Taksimde oturuyorsunuz sanırım, ben de oraya çok yakınım, Etilerdeyim, düşündüm de belki tabi eğer işiniz yoksa sizinle bir çay içebiliriz Ortaköyde veya sizin evinizde dedim.
Doruk bütün gece Ebrunun kendisine nasıl baktığını görmüş ve hissetmişti. Başka bir zaman olsa bu teklifi hiç düşünmeden red ederdi ama şu anda hem işi yoktu, hem de sevişmeyi çok arzuladığı bir zamandı. Ne yapacağına tam karar veremedi.
- Çok düşündünüz Doruk Bey, rahatsız ettim galiba.
- Yok rica ederim, tabiî ki neden olmasın, size neresi uygun olursa bana da uyar.
- O zaman sizin evde olsun, daha rahat ederiz diye düşündüm ben. Hem Ayşen ile ilgili birkaç konuyu da paylaşırız birlikte.
- Peki, evi tarif edeyim o zaman, bekliyorum.
Doruk, evin adresini verdi, telefonu kapadıktan sonra kendisini sorgulamaya başladı. Ne halt ediyordu böyle? Serpilin ölümü daha çok yeniydi, Buseden çok hoşlanıyordu ve bir de şimdi Ebru. Ancak mantığıyla yaklaştığı bu olayda cinselliğin daha ağır bastığını da fark ediyordu. Yanlış bir karar olduğunun farkındaydı ama engel de olamamıştı. Evi Etilerdeyse, en fazla 15 dakikada burada olurdu, hemen etrafı ve yatağı toplamaya başladı.
Tahmin ettiği gibi, onbeş dakika sonra kapının zili çaldı. Kapıyı açtığında tahminlerinde yanılmadığını anladı. Karşısında son derece seksi giyinmiş Ebru duruyordu. Üstünde askılı pembe bir bluz, altında mini bir kot etek vardı, ince yazlık terlikler ile oldukça şık duruyordu. Pembe tshirtün dekoltesi oldukça açıktı ve görünüşe göre içinde sütyen yoktu.
- Hoş geldiniz Ebru Hanım, buyurun lütfen.
- Teşekkür ederim Doruk Bey, hoş buldum. Gerçi biraz zorla davet ettirir gibi oldum kendimi ama
- Yok canım öyle şey olur mu?
Doruk kendisine engel olmaya çalışsa da gördüklerinden etkilenmemesi mümkün değildi. Ebru televizyonun karşısındaki üçlü kanapeye oturdu ve bacak bacak üstüne attı.
- Çay demlemedim ama Lipton sallama çay var, olur mu?
- Olur tabi, arzu ederseniz yardım edeyim?
- Yok gerek yok, siz rahatınıza bakın, ben hemen getiriyorum.
Mutfağa gittiğinde ne kadar tahrik olduğuna kendi de şaşırdı. Kendine gelmesi için telkinlerde bulunurken, bir taraftanda bardakları ve sıcak suyu hazırladı. Salona elindeki bardaklarla döndüğünde öylece kalakaldı. Ebru üçlü kanapeye uzanmıştı, tamamen soyunmuştu.
- Çayı boşver Doruk, benim şu an sana ihtiyacım var, lütfen gel.
Doruk daha fazla dayanamayacağını anladı, bardakları masaya koydu ve üçlü kanapeye Ebrunun yanına uzandı.
Bölüm 37
Çağlar odasında satış raporlarını inceliyordu. Alinin yapmış olduğu en güzel işlerden birisi satışları çok düşük olan Bursa Bayisini değiştirmek olmuştu. Yeni bayi Burhan Bey oldukça güzel satışlar yapmaya başlamış, daha çalışmaya çok yeni başladıkları halde dereceye bile girmişti. Bu tamamen Ali sayesinde gerçekleşmişti. Ali aklına geldikçe büyük bir üzüntü duyuyordu. Hala bir haber alamamış olmanın sıkıntısı vardı. Raporları takip etmeye başladı, bu sırada Burhan Beyden gelen bir maili gördü, yeni bir ürün önerisi yapmıştı ve Alide buna olumlu yanıtlar vermişti. Piyasaya sunulacak yeni bir çocuk ayakkabısı üzerinde Burhan Beyin önerisi çok güzeldi, Ali bunu kendisi ile paylaşmamıştı, muhtemelen iyice olgunlaştıktan sonra paylaşmayı düşünmüştü. Tam da Çinde yeni bir şeyler tasarlarken, bu yeni ürünün de tasarımlarının yapılması ve üretime geçilmesi oldukça karlı olabilirdi. Raporların içinde Burhan Beyin telefonunu aradı, kendisi de bu ürün hakkında Burhan Bey ile görüşmek istiyordu, bulamayınca asistanını aradı.
- Sevil, Burhan Beyi bana bağlar mısın?
- Tamam efendim, hemen.
Birkaç dakika sonra Sevil tekrar aradı.
- Efendim, Burhan Bey eşiyle tatildeymiş, bir başka yetkiliyi bağlayayım mı?
Çağlar bu konuyu direk Burhan Bey ile görüşmek istiyordu.
- Cepten arasak, tatilde tamam ama bu da iş.
- Tamam efendim, cep numarası da var, hemen arıyorum.
Birkaç dakika daha bekledi, sonra teflonu çaldı.
- Burhan Bey hatta efendim.
- Selamlar Burhan Bey, kusura bakmayın, rahatsız ediyorum.
- Rica ederim çağlar Bey, olur mu, ne zaman isterseniz arayabilirsiniz. Buyurun en yapabilirim sizin için?
- Ali Bey ile yazışmalarınızı okudum, yeni öneriniz bana da çok mantıklı geldi, bu arada nerede tatildesiniz, şu an müsait misiniz?
- Hiç sorun değil, eşimle Bangkoktayız, uzun zamandır gelmeyi istiyorduk. Fırsat yaratıp kaçalım dedik, müsaitim. Bu arada önerimi beğendiğiniz için çok teşekkür ederim. Kayda değer bulmanız bile benim açımdan çok önemli. Aslında bunu Ali Beye de söyleyecektim ama sanırım rahatsız edilmek istemedi.
Çağlar önce Burhan Beyin ne demek istediğini anlayamadı, sonra fark etti.
- Nasıl yani Ali Beye iletecekteniz, mail ile mi? Yoksa telefonda mı iletmeyi düşündünüz?
- Yoo, kendisi ile Bangkok uçağının sırasında birlikteydik, ancak sanırım biraz alkollüydü veya uykusuz ve yorgundu, çok konuşamadık, zaten o business class almış, biz ekonomideydik, çıktığımızda da o çoktan ayrılmıştı.
Çağlar ne düşüneceğini bilemedi, Ali hayattaydı, yaşıyodu ve dün gece Bangkoka gitmişti. İçindeki sevinci saklayamadı.
- Burhan Bey, bu haber ile beni ne kadar sevindirdiğinizi asla tahmin edemezsiniz, size çok ama çok teşekkür ederim.
- Hayrola Çağlar Bey, ne oldu? Ters bir şeyler mi var?
- Yok, burada basit bir olaydan dolayı Ali bizlere kızdı da, nerede olduğunu bilmiyorduk, aramadığımız yer kalmadı ama hiç aklımıza gelmedi bir yerlere uçacağı, neyse en azından artık biliyoruz.
- Faydam dokunduysa ne mutlu bana.
Daha sonra yeni model ve önerileri üzerine biraz daha sohbet ettiler. Telefonu kapadığında kendini çok mutlu hissetti, demek Ali almış başını gitmişti, hiçbir şey söylemeden Bangkoka hem de. Tam Aliye göre bir davranıştı. Hemen Gürkanı aradı.
- Gürkan, bizim oğlanı buldum.
- Öyle mi, kimin koynunda sabahlamış?
- Görünüşe göre çekik gözlü, uzun saçlı bayanların kucağında sabahlamış.
- Nasıl yani?
- Atlamış gece Bangkoka uçmuş. Tam Aliye göre, biz neden bunu düşünemedik?
- O kadar sarhoştu, nasıl becermiş onu.
- Becermiş işte.
Daha sonra detayları önce Gürkana, sonra Sineme aktardı. En son Doruku aradı ama Doruk telefona yanıt vermedi. Ona da kısa bir mesaj çekerek Alinin Bangkokta olduğunu haber verdi.
******
Buse işe döndüğünde önce Taylana uğradı, gelişmelri aktardı, daha sonra masasına geçti. Bu sırada telefonu çaldı, arayan Yasemindi.
- Eee anlatsana?
- Ne anlatayım?
- Neler oluyor Doruk Bey ile.
- Bir şey olduğu yok Yasemin, ne kadar meraklısın.
- Kızım bir şeyler olduğu ortada. Neden kendini bu kadar geriyor ve kasıyorsun. Aşka ve sevgiye daha ne kadar karşı koyacaksın.
Buse içinden ah bir de bana sor dese de bu konuyu Yasemin ile tartışmak istemiyordu.
- Yasemin, senden bir başka konuda yardım isteyebilir miyim?
- Tabi canım, söyle, ne istiyorsun?
- Senin Fuhuşla Mücedele bölümünde bir arkadaşın vardı sanırım. Bir bilgiye gereksinmem var da, o bölümden onunla irtibata geçebilir miyiz?
- Evet Hamdi var orada, iyi arkadaşımdır. Arayayım gidelim istersen yanına sor istediğini.
- Çok iyi olur.
- Bu Doruk olayı ile ilgili mi?
- Evet, bir kadını araştırıyorum da.
- Tamam, ben sana hemen döneceğim, bakalım yerinde mi?
- Haber bekliyorum.
Buse, tekrar dosyanın içine gömüldü. Olayları sırayla tekrar not etmeye başladı.
1- Doruk Amerikadayken Beste ile nişanlılar.
2- Beste Doruk dönmeden önce ayrılıyor ve Eraydan hamile kaldığını ve onunla evleneceğini söylüyor. Ayrılıyorlar.
3- Doruk döndükten bir süre sonra Çağlar ile tanışıyor ve ofis açıyor.
4- Çağların sayesinde Doruk, Serpil ile tanışıyor ve sevgili oluyorlar.
5- Bu sırada Dorukun bir hastası Çağatay - Besteden bahsediyor ve sevgili olduğunu söylüyor.
6- Çağatay öldürülüyor.
7- Beste kayıp.
8- Serpilin bu sırada Doruk ile ilişkisinde bir komplo içinde yer aldığı anlaşılıyor.
9- Serpil öldürülüyor.
10- Erayın Besteden ayrıldığı ve Serpil (Aşkın) ile de daha önceleri birlikte olduğu Not : Serpil bir eskort ortaya çıkıyor.
11- Bu olayları birbirine bağlayan kilit isimler Doruk ve Beste, ancak Beste hala kayıp, Doruk ise masum gözüküyor. Bağlantı?
Gerçekten içinden çıkılması zor bir duruma geldiğini biliyordu Buse. Serpil hakkında daha çok bilgi toplaması ve Besteyi bulması gerekiyordu. Bu sırada telefonu çaldı, Yasemindi arayan yine.
- Buseciğim, Hamdi şu anda yerindeymiş. Gelin diyor.
- Tamam, hemen gidelim, nerede yerleri onların.
- Vatan caddesinde Hamdi, ben seni gelip alırım.
- Anlaştık, çok sağol, bekliyorum.
Buse yanına dosyayı ve tüm fotoğrafları aldı. İçinden çok şanslı olmayı diledi, eğer Hamdiden fotoğraflar ile ilgili bilgi alabilirse çok önemli noktalara ulaşabilirdi.
Özellikle Nazan hanımdan almış olduğu bilginin hiçbir işe yaramaması zaten canını sıkmıştı. Vimpleton şirketinden kimse Beste yi tanıyamamıştı. Adres doğruydu ama öyle bir mail adresi kayıtlarında görülmüyordu. O yüzden soruşturmanın o yönü de tıkanmıştı. Burada kilit kesinlikle Beste idi ama Beste yer yarılmış yerin dibine girmişti sanki.
Yasemin geldiğinde elindeki dosyaları çantasına koymak üzereydi. Birlikte çıktılar ve otoparka yöneldiler.
*****
- Güzel olacağını biliyordum ama bu kadar iyi bir performans beklemiyordum senden.
Doruk, yanında yatan Ebrudan bu sözleri duyduğunda gülümsedi. Ebru gerçekten tam bir dişi afetti. Neredeyse Serpil kadar iyi seks yapıyordu. Tamamen sekse odaklanmış bir şekilde sevişmişler, duygusal sözleri bir kenara bırakmışlardı.
- Burada teşekkür etmem gerekiyor sanırım.
- Yok, hissettiğimi söyledim, teşekkür etmene gerek yok, sen beni nasıl buldun peki?
Doruk bu tarz sohbetlere alışık olmadığından Ebru kadar açık olmadı.
- Oldukça iyiydin.
Ebru kanapeden kalktı, Serpilee göre daha toplu bir vücudu vardı, yaşına rağmen vücudu oldukça diriydi.
- Çaylar da soğudu, ısıtayım mı çay ister misin?
Doruk şu an en son istediği şeyin çay olduğunu düşündü. Kalkıp işine gitmeliydi.
- Özür dilerim ama benim işe gitmem gerekiyor, sabah hastam yoktu ama öğleden sonra iki tane hastam var. Hazırlanmalıyım.
- Hımım, tamam, ama gitmeden sana minik bir hediye vereyim.
- Ne hediyesi?
Ebru, kanapede yatan Dorukun yanına geldi, gülümseyerek önüne diz çöktü. Doruk sadece gözlerini kapadı.
****
Eray, işyerinden çıktığında peşinde olan abradan haberdar değildi. Rusyadaki işlerini organize eden arkadaşı ile yemeğe gidiyordu. Lütfü Kırdar Borsa Lokantasında kendisini bekleyecekti. Arabasını otoparka bıraktı ve Borsa Lokantasından içeri girdi.
Arkadaşı henüz gelmemişti. Bir masaya geçti oturdu ve kırmızı şarap ısmarladı. Başına gelenleri düşündüğünde aslında biraz şaşırmıştı. Beste ile baştan çok güzel geçen günler sonrasında kabusa dönmüştü, Bestenin sevgilisinden ayrılması ve hamile kalması onu mecburen bu evliliğe götürmüştü ama hiçbir zaman mutlu olamamışlardı. Daha sonra Bestenin kendisini aldattığını fark ettiğinde de evliliğini sonlandırmış, Besteyi sokağa atmış, kızını da Malatyaya annesinin yanına göndermişti. Ve bunu kimseyle paylaşmamıştı.
Bu sırada beklediği arkadaşının geldiğini gördü.
- Merhaba, hoş geldin Gürkan.
- Merhaba Eray, nasılsın?
- İyiyim, gerçi bu aralar başım biraz dertte ama sorun yok.
- Neyle ilgili dertte başın, bizim işimiz dertleri çözmek.
- Yok, buna sen bir şey yapamazsın konunun senle pek ilgisi yok.
Gürkan içinden gülümsedi. Konunun senle ilgisi yok!! Konu aslında tamamen Gürkan ile ilgiliydi. Çağların Rusyadak işlerinin bozulmasın da, başrol oynayan kişinin Gürkan olduğunu bilmesi Erayı çok şaşırtırdı.
- Polis beni soruşturuyor Gürkan, daha önce birlikte olduğum bir kadın vardı, Aşkın, gerçi polis Serpil diyor, onun ölümünden dolayı, benle ilgili fotoğraflar buldular. Bir de tabi Beste, eski sevgilisi Doruk, bu kadınla da sevgiliymiş, anlamıyorum, nasıl oluyor da koca dünyada herkes birden benim birlikte olduğum kadınlara kitleniyor.
- Araştırıyorlar ama bir şey bulabildiler mi şu ana kadar?
- Sanmam, ben de birkaç fotoğraf vardı, onları da yok ettim.
- Neyse, biz işimize dönelim. Rusyadaki işleri ve ne yapacağımızı konuşalım.
Sonra derin bir sohbete daldılar. Ancak bu arada fotoğraflarının çekildiğinden her ikisi de habersizdi.
Bölüm 38
Doruk Ebru gittikten sonra tekrar bir duş aldı. Giyindi ve ofisine gitmek için yola çıktı. Yolda bir taraftan yaşadığı anları düşünüyor, diğer taraftan Buseye karşı içinde bir suçluluk hissediyordu.
Ofise geldiğinde öğleyi bulmuştu. Aysel her zamanki gibi gülerbir yüzle kendisini karşılamış ve randevularını anımsatmıştı. Her ikisi de yeni hastaydı, birisi Zuhal Hanım, diğeri ise Dilara Hanım diye not ettirmişti.
İlk hastasına yarım saati olduğunu fark etti. Bu arada Çağlardan gelen mesajı okumuş, Çağları aramış ama ulaşamamıştı. Demek Ali Bangkoktaydı. En azından bugünün güzel haberlerinden birisiydi.
Hazırlıklarını yaptıktan sonra hastasını beklemeye başladı. Tam saatinde Aysel, Zuhal Hanımın geldiğini bildirdi. Kapıya gitti ve Zuhal Hanımı karşıladı.
Zuhal Hanım, 38 yaşlarında oldukça bakımlı bir kadındı. Siyah bir etek ceket takım, içine mavi bir gömlek giymişti. Elleri oldukça bakımlıydı ve pırlanta yüzüğü dikkat çekiyordu.
- Merhaba Doruk Bey, nereye oturayım?
- Nereye arzu ederseniz, hoş geldiniz.
- Hoş buldum.
Zuhal Hanım, koltuğa oturduktan sonra birbirlerine baktılar ve gülümsediler.
- Nasıl yardımcı olabilirim size Zuhal Hanım? Bu arada bana beni nereden bulduğunuzu söylerseniz çok sevinirim.
- Sizi internette araştırma yaparken buldum, bir çok arkadaşımın gittiği psikologlar var, tavsiye ettikleri de var ama neden bilemiyorum, siteniz ve sitenizde ki yaklaşımlarınız beni daha çok etkiledi ve randevu alarak geldim ve buradayım.
- Çok teşekkür ederim, peki, sizin için ne yapabilirim?
- Su anda yaşadıklarım beni manen çökertmiş durumda, ne yapacağımı bilmiyorum ve şiddetle size ihtiyacım var.
- Biraz anlatmak ister misiniz? Belki yardımımın dokunacağı noktaları birlikte görebiliriz.
- Peki, 41 yaşındayım, 16 yıllık evliyim ve 8 yaşında bir oğlum var. Kendim bankacıyım, şu anda da aktif ve yoğun bir işim var. Eşimse yaklaşık 2 senedir işsiz ve iş arama gibi bir eğilim içinde de değil. O da benimle yaşıt. Maden mühendisi ama maalesef uzun süre hiçbir işte tutunamıyor. Son iki senedir de tamamen bıraktı araştırmayı. Onun işi bırakması ve arkasından da araştırmayı bırakması doğal olarak hem maddi hem manevi bir sıkıntı oluşturdu. Maddi sıkıntıyı bir şekilde aşabiliyorsunuz ama manevi sıkıntıyı aşmam olanaksız.
- Nasıl bir manevi sıkıntıdan bahsediyoruz burada? Bu konuyu biraz daha açabilir misiniz?
- İlgisizlik, umursamazlık, uymsuzluk ve dolayısıyla birliktelik. Bunların hepsini birdne yaşıyorum son 2 senedir ve çocuğumuz daha küçük, ilgi ve alaka bekliyor, ben buna tek başıma yetişemiyorum. Sonuçta benim de bazı isteklerim var ve bunların hiç birisi olmuyor. Üstüne üstlük bana göre hala masum olduğuna inandığım bir hata yaptım ve şimdi onun bedelini ödüyorum.
- Nasıl bir hata bu?
- Bana ilgi duyduğunu söyleyen birisi ile birkaç kez yemeğe çıktım. Aslında bunu anlatırken belki utanmam gerek ama utanmıyorum, çünkü yemeğe çıkma dışında bir şey yaşamadım, istemedim dersem yalan olur ama yaşamadım.
- Eşiniz bunu mu öğrendi?
- Evet, maalesef bu yemeklerden bir tanesinde ki öğlen yemeğinden bahsediyorum gece de değil, eşimin yakın bir arkadaşı bizi görmüş ve yememiş içmemiş eşime yetiştirmiş. Eşim bunun üstüne iş araştırmazken, tam bir dedektifcilik oynayarak benim özel mail adresimi, şifremi ele geçirmiş ve tüm yazışmalarımızı okumuş.
- Ama siz zaten bir şey yaşamadığınızı söylüyorsunuz, ele geçirdiği mailinizde kullanabileceği şeyler mi var?
- Evet, yaşamadım ama yazışma konusunda çok masum sayılmayabilirim. Ancak dediğim gibi sadece yazılarda, hiçbir şekilde yaşanmadı.
- Anladım, tabi bu paranoya için yeterli, yazmanız yaşamadığınız anlamına gelmez.
- Bunun da ötesinde hepsini CDye çekmiş durumda ve şimdi bana bunu ailene, arkadaşlarına, internete, gazeteye vereceğim, sen beni nasıl aldatırsın diye baskı yapıyor. Bu baskısı maalesef farklı bir boyuta da geçti.
Buraya kadar çok rahat anlatan Zuhal Hanım, bu kısma gelince biraz duraksamaya başlamıştı, Doruk bunu fark etti.
- Nasıl farklı boyuta, Darp ?
- Yok henüz o boyutta değil ama bana zorla tecavüz ediyor ve ben bir şey yapamıyorum. Ondan tiksindiğim halde onun bu isteklerini yerine getirmek zorunda kalıyorum. Bir şey olmadığına ikna etmeye çalışıyorum, önce inanıyor gibi oluyor ama sonra yine aynı konu etrafında dönüp duruyoruz.
- Peki, bunu sormak zorundayım, tecavüz diyorsunuz, yani sizin isteğiniz dışında oluyor. Bu olaylar olmadığı zaman nasıldı ilişkiniz?
- Ayda bir ya olur ya olmazdı, ilgilenmezdi benimle, ben de istemezdim zaten onu. Yani uzun süredir güzel bir ilişkimiz olmadı ama, şimdi o neredeyse her gün yapmak istiyor ve bunu benden intikam almak için yapıyor. Uyku düzenim alt üst oldu, ağlamaktan gözlerim şişti ve yaşamadığım bir şeyin bedelini ödüyorum.
Doruk Zurhal hanımı çok iyi anlıyordu. Tipik aldatılan erkek davranışı. Hem tahrik olmuş bir erkek, hem de tahrik olduğu için kendisine kızıp kadını cezalandıran erkek.
- Peki Zuhal Hanım, sizin düşünceniz ne?
- Ben boşanmak istiyorum, oğlumu da alıp ayrılmak ve onu bir daha görmemek ancak
- Ancak elindeki CD sizi çok zorluyor değil mi?
- Evet, yani bu dediğini yaparsa düşünsenize iş yaşamım, aile yaşamım, oğlum, oğlumun okulu, arkadaşları. Yani bir insan bu kadar zalim olabilir mi? Buna hakkı var mı? Ben bütün bunları göze alıp nasıl ayrılabilirim?
- Onun size bir önerisi var mı? Konuşabiliyor musunuz onunla?
- Evet, dedim ya konuşunca, anlatınca tamam diyor, yaşamadın diyor, unutacağım diyor, sabah işe gidiyorum, akşam eve geliyorum, bütün gün kurmuş durumda buluyorum onu, son zamanlarda artık oğlumu anneme gönderdim, evin içinde yaşananlardan etkilenmesin diye, ama nereye kadar annesinen babasından ayrı kalacak.
- Oğlunuzun baba ile arası nasıl?
- Bir diğer sıkıntı da o, oğlumla arası çok iyi, yani oğluma bu olanları nasıl anlatıp babasız bırakabilirim, bu da çok mümkün değil, anlayacağınız gerçekten dibe battım, ne yapacağımı bilemiyorum.
Doruk yanıt vermeden önce düşündü, vereceği yanıt çok önemliydi.
- Zuhal Hanım, öncelikle sizin ne yapmak istediğiniz çok önemli. Siz eşinizi tanıyorsunuz. Bu kişi sizin evlenme kararı aldığınız kişi, mutlaka bir çok iyi yönü var ki siz bu kadar kişi arasından birlikte bir yola girmek için bu kişiyi seçmişsiniz. Bazı şeyler evlkilikte değişir ama kişilikler çok büyük olaylar olmadıktan sonra çok kolay değişmez. Bu kişi bir anlamda sizin sevdiğiniz kişiydi, sonra kopmalar oldu birlikteliğinizde. Sonuçta da şu anda kendisini aldatılan erkek konumunda görüyor. Sizin yaşamadığınıza aslında emin ama bunu kendisine de itiraf edemiyor. Diğer taraftan da sizin yaşadığınızı hayal etmesi onun fantezi dünyasını tetikliyor ve tahrik oluyor, yaşadığı bu tahrikte onu çılgına çevirip sizden intikam almaya çalışıyor, tecavüz etme arzusunun altında yatan aslında kendisinin neden bundan etkilendiği. İşi olmadığı için de bütün gün bunu kurgulayıp, kendi kendisini ikna yaşadığınıza dair ikna ediyor, sizin olmadığınız zaman bunu tekrar sizin önünüze sunmasının ana nedeni bu. Ha, ayrılıyorum derseniz ciddi anlamda gerçekten o CDyi alır internete koyar mı bilemiyorum. Koyma ihtimali de var ama unutmayın ki, koyduğu anda etkilenen sadece siz, oğlunuz veya aileniz değil. İnsanlar sizin neden bunu yaptığınızı da sorgulayacak, siz belki aldatan kadın olarak sahnede yerinizi alacaksınız ama o da aldatlan erkek olarak yerini alacak, çevresindeki arkadaşları, ailesi ve en önemlisi oğlunuz asla onu affetmeyecek. Bu tarz yaklaşımlar bi Türk toplumunda çok fayda sağlamaz.
Doruk, Zuhal Hanımın tüm dikkatiyle kendisini dinlediğini biliyordu. Arada ona da söz hakkı vermek istedi.
- Ne düşünüyorsunuz şu anda?
- Bu söylediklerinizi, gerçekten halksısınız, mesela benimle ilişkiye girerken bana söylediği hep, o da böyle mi yapıyor, benden iyi mi gibi sürekli kısyaslayıcı ve aşağılayıcı sözler söylüyor. Ta ki rahatlayana kadar, sonra normal haline dönüyor. Demek ki aslında o anları düşünüyor benimle birlikteyken veya hayal ediyor. Bu açıdan hiç bakmamıştım.
- Kesinlikle. Ben öncelikle karşınızdaki insanı iyice bir tartın derim. Anlamaya çalışın, o sizin en iyi tanıdığınız kişi. Her şeyini biliyorsunuz aslında, şu anda sadece canı yanmış durumda, canı yanan insan bir çok şey yapar. O da sizi çok iyi tanıyor, neyi yapabileceğinizi, neyi yapamayacağınızı biliyor. Ailenizi, işinizi ve oğlunuzu düşüneceğinizi biliyor ve sizden buna karşı çıkacak cesareti gösteremeyeceğinizi düşünüyor. Siz ne yapmak istediğinize karar verdikten sonra alın karşınıza ve konuşun. Evliliği kurtarmak istiyor musunuz, istemiyor musunuz? Öncelikle yanıtınızı bulun. Sonrasında kararınızı verin ve uygulayın. Gerekirse de risk alın ve CDnin yayınlanabileceği durumlara da hazır olun. Sonuçta söyleyeceğim, çözüm sizin elinizde.
- Peki bunun anlamı, bu seanslara devam etmemize gerek yok mu?
- Bu size bağlı, ben siz de bir depresyon belirtisi bulamadım, sadece yaralısınız ve hak etmediğinizi düşündüğünüz bir sıkıntı yaşıyorsunuz ve çaresiz hissediyorsunuz. Aldığınız veya alacağınız kararları arzu ederseniz birlikte tekrar konuşuruz ama dediğim gibi önce siz ne yapmak istediğinize bir karar verin, unutmayın en kötü karar, kararsızlıktan iyidir. Karar verdikten sonra aksiyon planınızı tekrar konuşabiliriz.
Zuhal Hanım geldiğinden beri ilk defa gülümsedi, toparlandı.
- Peki Doruk Bey, ben kararımı vereceğim ve sizinle bir kez daha üzerinden geçeceğim. Çok yardımcı oldunuz, çok teşekkür ediyorum. Tekrar görüşmek üzere.
Dorukta ayağa kalktı, Zuhal HanımIn uzattığı eli sıktı ve kapıya kadar yolcu etti.
Mutsuz yaşamak ne kadar zordu ve her geçen gün birlikteliklerin ne kadar zor yürüdüğünü görmek onu üzüyordu.
Bir sonraki seansına bir saat vardı. Buseyi aradı ama yine ulaşamadı. Bu akşam onu gömeyi çok istiyordu.