Bölüm 42
Buse, Doruktan telefon beklerken bugüne kadar elde ettiği verileri sıralamaya başladı. Şu ana kadar iki cinayet vardı, bir çokta şüpheli, Beste ortalarda yoktu. Cinayetlerin nedeni ise tam bir muammaydı, öldürülen Çağlar ile Serpilİn tek bir ortak yanı vardı, o da Doruktu. Birisi hastası, diğeri sevgilisydi. Doruk bu noktada çok şüpheli gibi de dursa onu suçlyabilecek tek bir delil elde edilememişti, ama delilleri arka arkaya sıraladığında her olayın altından Doruku işaret eden deliller çıkması Buseyi çok rahatsız ediyordu.
Aslında bu rahatsızlık duymasının nedenini biliyordu, Doruk onu çok etkilemişti, ama mesleğinin önüne geçmemesi gereken bir duygu olmalıydı, bu konuda kendi kendine büyük bir savaş veriyordu.
Hamdi ve Yasemin ile birlikte yapmış oldukları taramalarda Beste ile ilgili bir bilgiye ulaşamamışlardı. Serpilin fotoğrafına bir kaç olayda rastlamışlardı ama bildiklerinden farklı bir bilgiye ulaşamamışlardı. En ilginç bilgiler Erayın fotoğraf taramasından gelmişti. Erayın karanlık işlere bir kaç kez bulaşmıştı, özellikle sahte evrak düzenleme konusunda daha önce suçlanmış ancak delil yetersizliğinden serbest kalmıştı. Bir ara mali polis tarafından da oldukça yakın takip edilmiş ve hakkında raporlar tutulmuştu ama dişe dokunur bir delil elde edilememişti.
Doruk ile ilgili de bir kayıt bulamamışlardı. Soruşturma yine tıkanmıştı. Elindeki bilgileri kontrol ederken cep telefonu çaldı, baktığında Taylanın aradığını gördü.
- Buyurun amirim.
- Buse, nasıl gidiyor, soruşturma da ne aşamadasın, çıkmazdamıyız hala?
- Evet efendim, elimde hala net bir şeyler yok.
- Buse, bir yerde bir şeyleri gözden kaçırıyoruz gibi geliyor bana. Bu arada sana daha önce Erdaldan bahsetmiş miydim?
- Erdal??? Hayır efendim, kim Erdal?
- Erdal benim bir meslekdaşımın oğlu, Polis Akademisini bitirdikten sonra İngiltereye Scotland Yarda gitmişti, hani anımsarsın Türkiyenin de dahil olduğu bir fuhuş operasyonu vardı, Rizeye kadar uzanmıştı ucu.
- Evet anımsadım, Erdalın fonksiyonu neydi?
- Erdal o operasyonun Türkiye bacağını yönetti, zaten o operasyonda ülke tarihinin en büyük organize suç örgütünü çökertmişlerdi.
Buse konunun nereye varacağını hissetmiş ve hiç memnun olmamıştı, muhtemelen Taylan Erdalın da porjeye dahil olmasını isteyecekti, bu da yetersiz olduğunun göstergesiydi.
- Peki efendim, bu olayla Erdalın ilgisi ne?
Taylan, Busenin rahatsızlığını hissetmişti.
- Buse, Erdal yaşı genç olmasına rağmen oldukça tecrübeli bir polistir. Merak etme, o hala Scotland Yardda çalışıyor, yani sana onu ortak olarak vermiyorum, sadece onu aramanı, buluşmanı ve elindeki tüm delillerle birlikte olayı aktarmanı istiyorum. Sen bu olayın çok fazla içindesin, belki dışarıdan bir göz senin kaçırdığın bri şey varsa fark edebilir.
Buse biraz olsun rahatladı, Taylanın önerisi çokta mantıksız değildi, Doruk ile olan ilişkisinin yanlışlığını da bildiği için bu öneriye sıcak yaklaşmayı tercih etti.
- Tabi efendim, nasıl arzu ederseniz. Ne zaman aramamı ve buluşmamı önerirsiniz? Erdal Bey müsait mi?
- Evet, ben demin kendisi ile konuştum, senden telefon bekliyor, mümkünse en kısa zamanda buluşmanızı istiyorum, en kısa zaman.
- Tamam efendim, şimdi ararım, eğer müsaitse hemen görüşürüz.
- Teşekkür ederim Buse, beni de sonuçlardan haberda edin, gece kaç olursa olsun mutalaka arayın, neler buldunuz ve nasıl ilerleyeceksiniz bilmek istiyorum.
- Peki efendim.
Buse numarayı kaydetti. Eğer bu akşam görüşecekse Doruku arayıp buluşmalarını iptal etmek zorunda kalacaktı, halbuki Dorukla buluşacağını düşünmek bile onu heyecanlandırıyordu. Kaydettiği numarayı aradı, bir kaç kez çaldıktan sonra telefon açıldı.
- Merhaba Buse, nasılsın?
Daha adını bile söyleyemeden karşısındaki kişinin samimi yaklaşımı Buseyi şaşırttı.
- Benim aradığımı nereden anladınız?
- Taylan Amca numaranı vermişti, ben de kaydetmiştim, sihir değil yani.
- Anlaşıldı, Taylan Bey sizinle görüşmemi istedi.
- Evet, bana da bahsetti, bir şey söylemek istiyorum Buse, sakın beni bu olayda rakip olarak veya sana ortak gibi görme, tüm istediğim elindeki dosyada nelerin olduğu ve yapabileceğim bri yardım varsa onu sana sağlayabilmek. Yoksa ben izindeyim, davana ortak olmak gibi bir düşüncem yok, bu konuda anlaşalım.
Erdalın bu açık yaklaşımı Buseyi biraz daha rahatlattı.
- Teşekkür ederim Erdal Bey, yardımlarınız mutlaka olacaktır.
- Öncelikle kisa bir süre de olsa birlikte çalışacaksak bana Bey demeyi kesmelisin, yoksa ben de Buse Hanım demeye başlarım.
Gülümseyen ses tonuna Busede elinde olmadan gülümseyerek yanıt verdi.
- Peki Erdal.
- Bak ne güzel oldu. Peki, ne zaman görüşebiliriz, senin planların varsa engel olmayayım ama benim zamanım kısıtlı olduğu için sana uyan en kısa zamanda görüşelim ve dosyayı incelemeye başlayalım diyorum.
- Bence de, eğer müsaitsen bu akşam görüşebiliriz.
- Süper olur, müsaitim, yalnız ben akşam için henüz bir yemek planı yapmadım, senin planın varsa yemekten sonra buluşalım, yoksa birlikte yemek yiyelim sonra da çalışmaya başlarız.
- Hayır, bir planım yok, olabilir.
- Eh o zaman ben senin bri misafirinim, yemek ve çalışma bölgelerini sen seç.
Buse en uygun neresi olacağını düşünmeye başladı.
- Nerede kalıyorsun?
- Radisson Oteldeyim, Ortaköydeki.
- Tamam o zaman şöyle yapalım mı, ben seni almaya geleyim birazdan, oradan Vakıftepeye geçeriz, orası oldukça sakindir, hem yer hem konuşuruz, sonra da çalışmaya başlayacağımız yere geçeriz.
- O da olur, ben sana bir başka seçenek sunayım, sen otele gel, bu otelin yemekleri muhteşem, enfes bir de Ortaköy ve boğaz manzarası var, burada yer, sonra odamda çalışmaya başlarız, tabi bu bir teklif. Sakinliğin ötesinde çalışırken yazmayı severim, ben odaya bir kaç tane flip chart ve pano da koyarım.
Buse nasıl yanıt vermesi gerektiğine önce karar veremedi, otel odasında birlikte çalışmak fikri en başta biraz ürkütücü gelse de sonuçta Erdalın söylediği mantıklıydı.
- Tamam Erdal, ben birazdan çıkayım o zaman. Otelde görüşürüz.
- Tamam Buse, gelince ararsan lobide buluşuruz. Ben de şu pano ve flip chart işini organize edeyim, bir de rezervasyon yaptırayım hemen.
- Tamam, görüşürüz.
Buse telefonu kapadıktan sonra hemen Dorukun numarasını çevirdi.
- Merhaba Buse, ben de birazdan çıkacağım, seni çok özledim.
Buse gülümsedi, ama vereceği yanıttan sonra Dorukun gülümsemeyeceğine emindi.
- Merhaba Doruk, sana kötü bir haberim var, akşama görüşemeyeceğiz, benim çalışmam gerekiyor.
- Çalışman mı? Nasıl yani, ne çalışması be akşam vakti?
Buse Taylan ve Erdal ile yaptığı telefon görüşmesini kısaca aktardı.
- Nasıl biri peki Erdal?
Bu sorunun altında yatan kıskançlığı hissetmek Buseyi memnun etse de bunu Doruka hissettirmemeyi tercih etti.
- Dedim ya, ben de bilmiyorum.
- Peki, herhalde sabaha kadar sürmeyecek bu çalışma, işin bittikten sonra sana gelebilir miyim?
- Şu anda bir şey diyemem Doruk, kaça kadar süreceğini ben de bilmiyorum ama erken biterse konuşuruz yine.
- Peki Buse, senden telefon bekleyeceğim.
Buse telefonu kapadıktan sonra elindeki dosya ve tüm bilgileri derlemeye başladı. Doruka söylememişti ama bu gece çalışmasının çok erken biteceğini hiç sanmıyordu.
****
Doruk bu durumdan hiç hoşnut kalmamıştı, Buse ne kadar belli etmese de, bu çalışma onda bir heyecan yaratmıştı, bu heyecan davadan olamayacağına göre, görüşeceği polis arkadaşından kaynaklandığını görmemek imkansızdı. Bütün planını akşam Buseyi görmek üzerine yapmıştı ve şimdi o plan yatmıştı, eve gidip ne yapacağını düşündü, uzun zamandır Çağlar ile görüşmemişti, akşama belki Çağlar ile birlikte bir şeyler yaparlardı, Çağların numarasını çevirdi.
- Selam Çağlar, nasılsın?
- Kötüyüm Doruk, hem de çok kötü.
- Hayrola, ne oldu?
Çağlar önce anlatıp anlatmamak arasında gitti geldi ama Doruka güvenmeyecekti de kime güvenecekti. Gürkan ile ilgili tüm olayları telefonda aktardı.
- İnanamıyorum buna Çağlar, yani kırk yıl düşünsem aklıma gelmez. Gürkan seni, sen Gürkanı kardeş gibi seversiniz, nasıl olabilir böyle bir şey.
- Anlaşılan Gürkan parayı benden daha çok seviyormuş, çok büyük bri komisyon alacağı gerçek. Demek ki para gözünü döndürmüş, ne diyebilirim. İşin kötüsü Doruk, ne yapacağımı da bilmiyorum. Nasıl ilerlemeliyim? Gürkanı nasıl devre dışı bırakmalıyım. Artık bu Rusya işini bana doğru çevirmem mümkün değil, bu işi kaybettim ama Gürkan benim şirketimin avukatı, her şeyimi biliyor, onu hemen azletmem lazım ki, bundan sonra bana daha fazla zarar vermesin.
- Anlıyorum, çok zor bir durum, akşama ne yapıyorsun? Benim işim yok, istersen görüşelim, bir çıkar yol bulabiliriz belki.
- Hiç keyfim yok Doruk, biraz yalnız kalıp sakince düşünmek istiyorum, senin de keyfini bozmayayım.
- Tamam Çağlar, ne zaman istersen arayabileceğini biliyorsun, iyi akşamlar.
- Biliyorum Doruk, sağol, görüşmek üzere. İyi akşamlar.
Doruk telefonu kapadıktan sonra hala yalnız olduğunu düşündü. Kendini hiç bu kadar yalnız hissetmemişti. Canı eve gitmek istemiyordu, Cep telefonunu karıştırırken Ebrunun numarasına denk geldi. Yaşadığı anları düşünmesi yalnzılığı ile bütünleşince eli arama tuşuna gitti ve aradı.
- Ooo Doruk, merhaba.
- Merhaba Ebru, nasılsın?
- Teşekkür ederim gayet iyiyim, sen nasılsın diyeceğim ama sanırım benim halimi hatırımı sormak için aramadın.
Doruk ne söyleyeceğini bilemedi, ne istediğine de karar verememişti. Sessiz kalınca Ebru devam etti.
- Birazdan Ayşene gideceğim ama senin daha başka planın varsa Ayşeni iptal edebilirim. Kararı sana bırakıyorum.
- Benim de bir planım yok, istersen yemek yiyebiliriz birlikte.
- Hımmm, istersen şöyle yapalım, ben Ayşeni arayayım randevumuzu iptal edeyim, sen de evine git beni bekle, ikimizin de istediği şey belli, yemekle falan vakit kaybetmeyelim, ne dersin?
Ebrunun bu sıradışı davranışları Dorukun heyecan duymasına yetiyordu, aslında söylemek istediklerini Ebru açıklıkla dile getiriyordu.
- Peki, evde bekliyorum.
- Tamam Doruk, bir saate kadar sendeyim, görüşürüz.
Doruk telefonu kapdıktan sonra düşündü, ne yapıyorum ben?
Bölüm 43
Eray bir kaç telefon görüşmesi yaptıktan sonra evine gelen adamlardan birisine Beste ile ilgili tüm bilgileri vermişti. Bir kaç saat içersinde Bestenin ihtiyacı olan evraklar hazır olacaktı. Evindeki çalışma odasına gitti, gizli kasasını açtı ve içeriden bir miktar para çıkardı, en azından yeni bir başlangıç yapabilmesi için bu para ona yeterdi. Bu sırada telefonu çaldı, Arayan yine kayıtlı olmayan bir numaraydı.
- Merhaba Eray.
- Merhaba Beste, istediklerini bir kaç saat içinde hazırlatıyorum, sana nasıl ulaştıracağım.
- Teşekkür ederim Eray, o zaman ben seni bir kaç saat sonra arar son durumu öğrenir ona göre nasıl alacağımı söylerim. Bu iyiliğini unutmayacağım.
Eray Bestenin ortadan kaybolmasının aslında işleri bir anlamda kolaylaştırdığını düşündü, hala nasıl bir olayın içinde olduğu hakkında bir fikri yoktu ama Bestenin dediklerinden bir kısmı doğru olsa bile başının derde girmesini istemiyordu.
****
Buse otele vardığında nasıl birisi ile karşılacağını bilmiyordu. Telefonda oldukça genç ve çok canlı bir ses vardı ama kafasında bir görüntü oluşmamıştı. Telefonla geldiğini ve lobide oturduğunu bildirdi. Erdal hemen iniyorum demişti.
Lobide beklerken insnaları seyretmeye başladı, Radisson oldukça şık bir oteldi ve çok modern döşenmişti. Bu sırada karşıdan birisinin kendisine doğru geldiğini gördü.
Uzun boylu, esmer, kısa saçlı ve çok güzel gözlere sahip birisiydi Erdal. Bir kaç günlük sakalı vardı ama bu bilinçli bırakılmış ve pis sakal denilen tarzda bir sakaldı, beyaz bir gömlek ve kot pantalon giymişti. Yanına yaklaşınca Busede ayağa kalktı.
Erdal gülümseyerek elini uzattı.
- Merhaba tekrar, seni hemen tanıdım.
Buse gülümseyerek yanıt verdi.
- Nasıl tanıdın ki, bak çevrede yalnız oturan bir kaç tane daha bayan var, onlar da olabilirdi.
- Olabilirdi tabi ama biz polisiz değil mi? Polis polisi her yerde tanır gibi klasik bir laf etmeyeceğim, Taylan Amca biraz senden bahsetmişti, o yüzden inerken bir kaç saniyede o tarife uyabilecek bir tek senin olduğunu söyleyeceğim.
Buse istemeden kızardı, demek Taylan Amca tarif etmişti. Üzerinde durmamaya karar verdi.
- Hadi geçelim yemeğe istersen, sonra da uzun bir çalışma bizi bekliyor Buse.
- Tamam Erdal.
Yemeğe çıktıklarında şef garsonun Erdala gösterdiği ilgi Busenin dikkatinden kaçmadı, köşede tam kenarda bir masaya yerleştiler. Enfes bir boğaz manzarası vardı. Buse kendini çok iyi hissediyordu, Erdalın kendisini süzdüğünü göz ucuyla fark etti ama görmemzlikten gelmeye çalıştı.
- Peki Buse, bana olayları kısaca bir özetleme şansın var mı?
Buse en başından başlayarak bütün yemek boyunca olan biteni özetledi, bir çok noktada Erdal sorular sordu, bir çoğunun yanıtını verdi ama veremedikleri de oldu, dosyayı hiç açmadılar. Erdalın konuşulanlardan hiç not almaması Busenin dikkatini çekti.
Yemek sırasında almış oldukları şarap Busenin biraz başını döndürmüştü. Yanaklarının kızardığını hissediyordu. Şimdiye kadar birbirlerinin özel hayatları konusunda en ufak bir şey konuşmamışlardı. Yemek bittikten sonra istemiş oldukları türk kahvesi geldi.
- Şu ana kadar anladığım Doruk bu işin ortasında ama sen onun suçsuz olduğuna inanıyorsun.
- Evet, çünkü olayların oluşumu sırasında orada olmadığını ispatlamış durumda.
- Yine de tabi bu onun olaylarla bağlantısı olmadığı anlamına gelmez biliyorsun. Anlamadığım bu insanların ortadan kaldırılmalarının nedeni. Bir organize olay gibi gözüküyor.
- Senin konun yani, organize suçlar, Taylan Bey son operasyonunuzdan biraz bahsetti.
- Evet, oldukça başarılı bir operasyondu. Bir şey sormak istiyorum Buse ama yanlış anlamanı da istemem.
Buse bu sorunun ne olacağını tahmin ediyordu.
- Doruk ile her hangi bir ilişkin var mı?
Korktuğu başına gekmişti, olayları anlatırken ne kadar tarafsız ve objektif olmaya çalışsa da Doruk konusunda ses tonu ve mimiklerinde hakim olamadığı heyecanı anlatırken yaşatmıştı demek ki, en çok buna dikkat ettiğini düşünüyordu.
- Hayır, her hangi bir ilişkim olmadı, bir ara yakınlaştığımızı düşündüm ama asla inceleme ve araştırmalarımın önüne geçmesine izin vermedim, bu konuda bana güvenebilirsin.
- Buse, ben seni asla yargılamam, son derece güzel bir kadınsın, anladığım kadarıyla Dorukta çok etkileyici birisi. Bunlar olmamalı da desek maalesef hepimiz insanız, yaşıyoruz bunları, o yüzden senin yaşamını irdelemek bana düşmez, yaşandıysa da bunun kararı senindir.
ErdalIn anlayışlı ve samimi yaklaşımı Busenin hoşuna gitmişti.
- Teşekkür ederim, ben de öyle olduğunu düşünüyorum, ancak dediğim gibi mesleğim her şeyden önce gelir.
- Bunun farkındayım.
İkisi de sustular ve boğazı seyretmeye başladılar. Suskunluğu Buse bozdu.
- Erdal, seni hiç tanımıyorum, bana biraz kendinden söz eder misin? Tabi sence mahsuru yoksa.
Erdal gülümsedi.
- Ne mahsuru olacak, tabi. 34 yaşındayım...
Buse Erdala inanmayan gözler ile bakarak sözünü kesti.
- Nee, 34 mü? Şaka yapıyorsun herhalde, ben seni en fazla 27 28 olarak tahmin ettim.
Erdal gülümseyerek;
- Çok teşekkür ederim Buse, sana kahve ısmarlayayım diyeceğim ama kahvemizi de içtik. Evet, 34 yaşındayım, İstanbul doğumluyum, babam da bir polisti ve mesleğine aşıktı, onun sayesinde ben de polisliği çok sevdim vce polis akademisine girdim. O kadar çok sevdim ve benimsedim ki, polis akademisini birincilikle bitirdim. Sonra beni Scotland Yarda staja gönderdiler, orada 2 sene kaldım, daha sonra yurduma dönmek istedim ama beni bırakmadılar. Burası ile de anlaşarak orada devam ettim, çok keyifli operasyonlar da görev yaptım. Taylan Amcada babamın çok yakın arkadaşıydı bana çöok destek oldu, sonuçta bugün karşındayım işte.
- Bu kadar mı?
Erdal Busenin gözlerinin içine bakarak konuşmaya devam etti.
- Evet, bu kadar, başka ne anlatabilirim? Ya da öğrenmek istediğin bir şey varsa memnuniyetle yanıtlarım.
Buse aslında daha özel konuları da merak etmişti, evli miydi? Çocukları var mıydı? Bu soruları sormasının pek bir anlamı olmasa da kendi kendine neden merak ettiğini de sorguluyordu, ancak Erdal onu bu soruları sormaktan kurtardı.
- Tabi bu kadar yoğun çalışmanın arasında özel yaşam diye bir şey kalmadığını sen de tahmin edersin, bir kez evliliğin eşinden döndüm sonra da fırsatım olmadı. Peki sana gelelim, senin hayat hikayen ne?
- Taylan Bey aktarmadı mı sana hayat hikaye mi?
- Çok fazla değil, sadece seni çok sevdiğini biliyorum, bir de mesleğine aşık olduğunu.
- Doğru söylemiş, gerçekten çok seviyorum mesleğimi.
Daha sonra kısaca kendinden bahsetti, polis mesleğini nasıl seçtiğini ve sonra çalışma hayatını. Erdal dikkatlice dinliyordu, Buse susunca sordu.
- Eee hepsi bu kadar mı?
Karşılıklı gülüştüler, Buse devam etti.
- Senin durumundan farksız aslında durumum Erdal, dediğin gibi bu meslek biraz zor bir meslek, özel yaşamın kalmıyor, o yüzden benim de özel yaşamım pek yok sayılır ama bundan da pek şikayetçi olduğum söylenemez.
- Haklısın Buse
Erdal saatine baktı.
- Seni çok geçlere bırakmayalım, istersen odaya geçelim ve çalışmaya başlayalım, ne dersin?
- Çok iyi olur, ne kadar erken başlarsak o kadar erken bitiririz.
Erdal şef garsona işaret etti, hesap geldi, hesabu imzaladı ve birlikte kalktılar. O sırada Busenin telefonu çaldı. Merkezden Yusuf arıyordu. Yusuf sahte evrak bürosunda görev yapıyordu, akdemide birlikteydiler, daha sonra farklı bölümlere geçmişlerdi ama arada sırada telefonla görüşürlerdi. Bu saatte merkezden biri hele Yusuf hiç aramazdı, önemli olmalıydı. Erdaldan özür dileyerek telefonu açtı.
- Efendim Yusuf, hayrola akşamın bu saatinde aradığına göre önemli olmalı.
- Önemini tam bilemiyorum Buse ama sana haber vermek istedim. Biliyorsun bizim bir çok muhbirimiz var, bu akşam birisinden ilginç bir bilgi geldi, bir kadın için sahte pasaport ve kimlik düzenlenecekmiş.
- Peki, tamam da bunun benimle ne ilgisi var.
- Bunu yaptıran adamın adı Eray.
Buse birden gelen haberin önemini kavramıştı.
- Emin misin buna Yusuf?
- Evet, çünkü zaten biliyorsun senelerdir bu adamın peşindeyiz, bu evrak işlerine uzun bir zamandır ara vermişti, şimdi birden bire neden başladı bilemiyoruz, ama muhbirimizin söylediği isim Eray. Senin dosyanda da bu adın çok geçtiğini öğrendim, o yüzden senin dosyanla bir bağlantısı olabilir mi acaba diye sana haber vermek istedim.
- Peki ne zaman hazır olacak pasaport ve kimlikler ve biz bu olaya nasıl müdahele edeceğiz?
- Planımız evraklar hazırlanana kadar hiç bir şey yapmamak, çünkü bu evrakları Eraya teslim edecekler, bu teslim sırasında biz suçüstü yapacağız.
- Teslim sırasında suç üstü yaparsan kimin için hazırladıysa onu kaçırma şansınız olmayacak mı?
- Sen ne öneriyorsun?
- Ben derim ki, bırak evrakları alsın, sonra bir şekilde o evrakları ilgili kişiye iletecek, o zaman suç üstü yapsak bir taşla iki kuş vurmazmıyız? Bir sorum daha var, evrakların düzenlendiği kişi kim, belli mi? Bir kadın dedin demin değil mi?
- Evet bir kadın ama kimliği belli değil, kim olduğunu bilmiyoruz.
Buse içinden bu kesinlikle Beste olmalı diye düşünüyordu. Bu sırada kendisini izleyen Erdala çok güzel bir haber anlamında bir işaret yaptı, Erdalda gülümseyerek harika işaretiyle yanıt verdi.
- Yusuf, sizden haber bekleyeceğim, bu suç üstünde yer almak istiyorum, bu Eray ve evrakları sağladığı kişi çok önemli, belki de elimdeki davanın büyük ölçüde çözülmesine yardımcı olacak. Bu operasyonu kim yönetecek?
- Ben yöneteceğim ve her zamanki gibi istediğin işbirliğine hazırım Buse.
- Teşekkür ederim Yusuf, inan bana bu son zamanlarda aldığım en güzel haber. Senden haber bekleyeceğim. Ben bu arada gelişmeleri Taylan Beye de aktarayım. Görüşürüz.
Buse telefonu kapadıktan sonra olan biteni hemen önce Erdala anlattı, sonra da Taylanı aradı, ona biraz daha detaylı anlattı. Telefonu kapadığında ilk defa bu kadar net deliller elde ettiği için duyduğu sevinci saklayamadı.
Erdal Buseden çok etkilenmişti. Hayranlıkla onu seyrediyordu. Son zamanlarda yürütemediği ilişkilerinden sonra günü birlik yaşamaya başlamıştı ama uzun bir süredir bu kadar tatlı bir kızla hele bir meslekdaşıyla çıkmamıştı. Gelen güzel haberin Busede yarattığı heyecan onu daha da sevimli hale getirmiş, ürkek ve çekingenliği tamamen kaybolmuştu.
- Ne yapıyoruz şimdi Buse?
- Şimdi senin odana gidiyoruz ve dosyayı açıyoruz, olayları krinolojik olarak sahneliyoruz ve sonra Yusufden haber bekliyoruz. Hadi gidelim mi?
Buse Erdalın koluna girdi ve asansöre doğru ilerlediler.
****
Doruk saate baktığında saatin on bire yaklaştığını gördü, eve geldiğinde saat sekiz civarıydı, dokuza doğru Ebru gelmişti, her zamanki gibi çok az konuşmuşlar ve uzun uzun sevişmişlerdi. Doruk Serpilden aldığı keyiften fazlasını alabileceğini çok düşünmemişti, ama Ebru ile olan birlikteliğinde cinselliği daha doyurucu yaşadığını fark etmişti. Ebruya baktı, uyuyordu. Yavaşça yataktan kalktı, sessize aldığı telefona baktı, Buseden ne bir mesaj, ne bir cevapsız çağrı vardı.
Erkeklerin cinselliği yaşamadan önce ve yaşadıktan sonraki anlamsız mod kargaşasına düşmüştü. Yatağa girmeden daha düşünürken tahrik olan bedeni, cinselliği yaşadıktan sonraki pişmanlığına dönüşmüştü. Bunun da ana nedeni olaya sadece seks gözüyle bakmasından kaynaklanıyordu, sadece hoşlanma içgüdüsüyle yapılan seksin sonrasın da genelde sevgi cilveleri yaşanmıyordu, amaç orgazm olmaktı ve olduktan sonra herkes kendi yoluna devam etmeliydi. Ebru ile birlikteyken hiç aklına gelmeyen Buse, şimdi aklından çıkmıyordu, bu da Doruka göre sadece Doruğun değil, tüm erkeklerin paradoksuydu. Bir çok erkek ilişki yaşamak için can atar, ama yaşadıktan sonra neden yaşadım ben bunu diye sorgulardı, ta ki bir sonraki cinsel isteğine kadar. Sonuçta bunun adına kısır döngü denilebilirdi.
Buseyi aramayı düşündü ama uygun olmayacağına karar verdi, canı şarap istedi, buzdolabına koyduğu şaraptan bri kadeh koydu, balkona doğru yöneldi, bu sırada Ebrunun uyandığını ve kendisini izlediğini fark etti.
- Uyuyamadın mı?
- Hayır Ebru, uykum kaçtı, biraz şarap içmek istedim. Sen bir şey ister misin?
- Hayır, teşekkür ederim, gitmemi arzu edersen giderim, sen pek alışık değilsindir birisiyle kalmaya sanırım.
Doruk biraz şaşkınlıkla Ebruya baktı, aslında tam da içinden geçenleri söylemişti, bir an duraksadı, yanıt veremedi.
- Merak etme kırılmam Doruk, bizim ilişkimiz seks üzerine kurulu, senden fazlasını da beklemiyorum, bir duş alıp çıkarım hemen. Benim de zaten Ayşene tekrar gitmem gerek, ben ona uğradığımda içiyordu, en azından bir kontrol edeyim.
- Bir şey sorabilir miyim Ebru?
- Tabi sor.
Doruk soruyu nasıl soracağını düşünürken Ebru yanıtladı.
- Yanıtı evet, ondan gizli bir şey yapmam doğru olmazdı.
- Ne soracağımı nereden bildin ki?
- Bilirim. Yaşadığımız şeyden Ayşenin haberi var mı diye soracaksın değil mi?
Doruk şaşkınlıkla Ebruyu izliyordu.
- Evet, gerçekten onu soracaktım.
- Haberi var Doruk, gizlemenin manasını bulamadım, ne senin, ne benim gizleyecek bir durumumuz var, Ayşenden bunu gizlememin veya yalan söylememi gerektirecek bir durum olmadığına inanıyorum, sence var mı?
- Hayır, neden olsun, sadece merak etmiştim.
- Söyledim, ilk tanıştığımızın gecesinde beni çok sorguladı, ben de hoşlandığımı söyledim, sonrasında da sana geldiğim günün akşamında onunlaydım, o zaman da yaşadığımızı anlattım. Önce şaşırdı ama sonra bana her şeyi anlattırdı.
- Anladım.
- Sorun değil merak etme, seni hala seviyor.
Doruk gülümsedi.
- Ben de onu seviyorum.
- Nasıl yani onu da arzuluyor musun?
- Saçmalama neden onu da arzulayayım, sadece insna olarak seviyorum.
- Hayatım onu arzulaman benim açımdan bir şeyi değiştirmez, sonuçta ben senin duygusal sevgilin değilim, istediğin kadını arzular ve birlikte olabilirsin, buna Ayşen de dahil. Arkadaşımı kıskanmam hatta buna memnun bile olurum,
- Memnun mu olursun?
- Evet, sonuçta o benim çok sevdiğim birisi ve uzun zamandır bir cinsellik yaşamadı, kendi kendini tatmin etmesini bile bilmeyen bir güzelliktir o. Onun da güzel, keyif alacağı bir cinsellik yaşamasını arzu ederim, hele senin performansında birisiyle cinselliğin ne olduğunu öğrenmesini, dikkat et öğrenmesini diyorum, isterdim.
Doruk konuları konuştukça ve yatakta seksi bir pozda yatan Ebruyu görünce tekrar tahrik olduğunu hissetti, ama tahrik olmasının altında yatan nedenin Ebrumu yoksa Ebrunun anlattıkları mı olduğunu tam anlayamadı. Tahrik oluşu Ebrunun gözünden kaçmadı. Gülümseyerek
- İstersen yanıma uzan sana biraz fantezi anlatayım, anladığım kadarıyla farklı fantezileri seviyoruz.
Doruk tekrar Ebrunun yanına uzandı ve Ebrunun kulağına fısıldayarak anlatığı hikayeyi dinlemeye başladı.
Bölüm 44
Erdal elinde kalemle ayakta panoya krinolojiyi işliyordu. Buse ise üçlü koltukta rahatça oturmuş, elindeki dosyalardan gerekli bilgileri aktarıyordu.
- Şimdi elimizdeki bilgilere dayanarak olayı özetlemeye çalışalım tekrar. Doruk ve Beste üniversiteden sevgililer, hatta evlenmeye karar vermişler, Doruk Amerikada master yaparken Beste burada Eray ile tanışıyor, ondan hamile kalıyor ve Doruk Türkiyeye dönmeye karar vermeden kısa bir süre önce bu bilgiyi aktarıp ortadan kayboluyor.
- Evet..
- Sonr Doruk Türkiyeye dönüyor, ne kadar süre...
- Üç yıla yakın bir zaman.
- Evet üç yıl bir şirkette çalışıyor, sonra bir davette Çağlar ile tanışıyor ve birlikte bir yer açıyorlar, bu sırada Doruk Serpil ile tanışıyor ve sevgili oluyor.
- Evet..
- Günlerden bir gün Dorukun hastalarından biri Besteden bahsediyor ki tamamen tesadüf olmadığını düşünüyoruz öyle değil mi?
- Evet, tesdüf olması biraz zor.
- O zaman bir şekilde bu kişi, neydi adı, Çağatay Beste ile birlikte olduğundan bahsediyor ama sonra öldürülüyor. Ölüm nedenini bilmiyoruz. Arkasından bir süre sonra Dorukun işyerinden veya evinden bilgilerin bir şekilde dışarıya sızdığını öğreniyoruz ve Serpil öldürülüyor.
- Evet..
- Serpilin ölümü araştırılırken Serpilİn aslında bir eskort kız olduğu ortaya çıkıyor ve Bestenin eski kocası Eray ile bağlantısı çıkıyor. Bu arada da Dorukun ortağı Çağlar ile Erayda Rusyada bir işte rakipler. Serpili de Doruka tanıştıran Çağlar, buraya kadar her şey doğru mu?
- Evet, tamamen özetlediğin gibi. Tek bir ek yapacağım, Doruk Serpilin garipliklerini fark ediyor ama soramadan Serpil öldürülüyor. Yani Doruk Serpilin hayatına bir amaç için girdiğinin farkında oluyor ama amacını kendisi de bilmiyor.
- O zaman aslında ortak nokta olabilecek o kadar çok kişi var ki, mesela Çağlar, Doruk, Serpil ve Eray ile bağlantılı, keza Eray, Serpil, Beste ve Çağlar ile bağlantılı, Doruk hepsi ile bağlantılı. Bu arada Bestede kayıp, bir türlü bulunamıyor.
- Evet, aynen öyle.
- Gerçekten oldukça karmaşık bir durum, işin ilgşnci cinayetler sırasında Doruk, Çağlar ve Erayda farklı noktalarda olduklarını kanıtlayabiliyorlar. Ama bütün bunların bir ortak noktası olmalı. Cinayeti Dorukun üstüne yükme gibi bir eğilim varsa da, bugün elimizde olan delillere bakacak olursak aslında hepsi birbirimne yüklemeye çalışıyor diyebiliriz.
- Bence olayın kilit ismi Beste, Çağları tanıyor mu bilemiyoruz, ama Eray ve Doruk ile, öldürülen Çağatay ile yakın ilişkide, acaba Serpil ile bir şekilde tanışıyorlar mı? Bu konuda bir şey bulabildik mi?
- Hayır, Beste hakkında o kadar az bilgimiz var ki.
Bu sırada Busenin telefonu çaldı. Arayan Yusuftu.
- Buse, evraklaarı hazırlayan adam yola çıktı, verilen adres Erayın ev adresi, yani bu sefer izlenmediğini düşünerek hata yaptı Eray, eğer evine o evrakları alırsa, ne olursa olsun, tepesine bineceğiz ama senin dediğin gibi sahibine verene kadar bekleyeceğiz.
- Tamam Yusuf, ne zaman nerede olacaksınız, ben hemen geliyorum.
- Adam şimdi Kasımpaşadan çıktı, Ulusa Erayın evine gidiyor, adamımız peşinde, bir ekipte Erayın evinin orada Ulusta bekliyor. Ben şimdi Ulusa gidiyorum, oraya gel sen de.
- Tamam hemen çıkıyorum.
Buse ayağa kalktı.
- Gitmem gerekiyor, operasyon başlayacak.
- Tamam hemen gidelim.
- Nasıl hemen gidelim, sen de mi geleceksin?
- Neden olmasın, sıkıldın mı benden yoksa?
Buse gülümseyerek yanıt verdi.
- Hayır sıkılmadım ama izindesin ya, ne gerek var.
- Taylan Amcam beni seni yalnız bıraktığım için öldürsün istiyorsun sanırım, hayır kesinlikle olmaz, hem yolda olayı incelemeye devam ederiz.
Buse Erdalın orada olmasının operasyona faydası olacağını düşünerek kabul etti. Erdal hemen toparlandı ve otelden çıkarak Busenin arabasına bindiler ve Ulusa doğru hareket ettiler.
****
Erayın telefonu çaldığında arayanın evrak işlerini yapan adamı olduğunu gördü.
- Abi adam yola çıktı, yarım saate sende olur, parasını da ödersen hemen sevinirim.
- Tamam öderim, teşekkür ederim.
- Bir şey değil abi, emrindeyiz, ne zaman istersen.
Eray telefonu kapadı, uzun zamandır bu işlere bulaşmamıştı, o yüzden polisin kendisni takip edeceğine pek ihtimal vermiyordu. Sonradan ne kadar yanıldığını anlayacaktı.
Saatine baktı on ikiye geliyordu, artık Bestenin araması lazımdı, şu dertten bir kurtulsam yeter diye düşünmeye başladı.
Telefonu çaldığında arayan yine farklı bir numaraydı ama arayan aynıydı.
- Evraklar yolda geliyor Beste, bir pasport, kimlik ve senin için hazırladığım otuz bin lira var, umarım bir süreliğine yeter sana.
- Yeter Eray, seni çok derde soktum, inşallah bir gün öderim diyeceğim ama ödeyemeyeceğimi biliyorum.
- Ben de biliyorum. Bir zamanların güzel anılarına ödenmiş say.
- Eray, o çocuğu doğurabilseydim sence evliliğimiz devam eder miydi?
Eray bu soruya kendisinin de bir çok kere yanıt aradığını düşündü.
- Sanmıyorum, sen hala Doruka aşıktın, benle isteyerek evlenmedin ve ben bunun sıkıntısını çektim.
- Haklısın, neyse eskiyi deşmeyelim.
- Sana nasıl ulaştıracağım bu evrakları?
- Eray kendin mi getireceksin yoksa birileri ile mi göndereceksin?
Aslında Eray birileri ile yollamayı düşünüyordu ama bir taraftan da son bir kez de olsa Besteyi görebileceğini düşünüyordu.
- Sen mi alacaksın evrakları, yoksa bir başkası mı?
Best bu soru karşısında gülümsedi.
- Sen getireceksen ben alacağım, başkası getirecekse, başkasını görecek.
- O zaman cevabım hazır, ben getirmek istiyorum, nereye getireceğim?
- Kuruçeşme parkını biliyorsun, orada buluşalım.
- Tamam, ne zaman?
- Benim oraya varmam on beş dakika alır, sen belki benden daha erken gidersin.
- Şimdi çıkacağım, on beş dakika sonra Kuruçeşme parkında görüşürüz.
- Sağol Eray.
Eray, evrakları aldı, arabasının anahtarını aldı ve Beste ile buluşmak için evden çıktı.
****
Evi gözetlemekte olan polis, Erayın çıktığını görür görmez Yusufu aradı.
- Amirim, şüpheli evden çıktı, arabasını aldı.
- Takibe devam ve sakın belli etmeyin, nereye gittiğini her saniye raporlayın.
- Emredersiniz amirim.
Yusufta aynı bilgiyi hemen Buseye geçti.
Takip başlamıştı.
Bölüm 45
Saat on ikiyi geçiyordu, Erayı takip eden ekipler Erayın arabasını park edip parka girdiğini ve deniz kenarında bir banka oturduğunu görmüşlerdi. Buse, Erdal, Yusuf ve ekipler Erayın bu evrakları kime teslim edeceğini heyecanla bekliyorlardı.
Eray bir sigara yaktı, etrafına bakındı, beş on dakika geçmesine rağmen gelen giden yoktu, Beste aramamıştı da, sigarasını yaktıktan sonra Bebek tarafından birisinin banka doğru yaklaştığını gördü. Dikkatli baktığında gelen kişinin bir kadın olduğunu ama Beste olmadığını fark etti.
- Sen Eraymısın?
- Sen kimsin?
- Beni Beste gönderdi, evraklarını istiyor.
Eray kadını inceledi, otuzlu yaşlarda bir kadındı, kirli bir kotu ve askılı bir bluz giyiyordu, kaba saba bir tavrı vardı, aslında verip kurtulabilirdi ama vermedi.
- Kendisi alacağını söylemişti.
- Kararından vaz geçti, şimdi istiyor, verecek misin yoksa almadan döneyim mi?
- Ara onu, bana talimat versin, ondan sonra vereceğim ve ararsan da ilave et, kendisini görmek istiyorum.
Kadın Eraya kızgınlıkla baktı, tövbe tövbe çattık der gibiydi ama cebinden bir telefon çıkarıp Erayın yanından biraz uzaklaştı. Bir kaç dakikalık bir konuşmadan sonra tekrar Erayın yanına geldi.
- Beni takip et.
Eray hemen kalktı ve kadını takip etmeye başladı, bir süre deniz kenarından ilerlediler, sonra sahil yolunu bırakıp karşı yola geçtiler. Daracık bir aradan girdikten sonra biraz ileride bir evin önünde durdular. Kadın kapıyı çaldı, bir başka kadın kapıyı araladı, önce kadına sonra Eraya baktı. Kapıyı sonuna kadar açtı ve Eraya gir işareti yaptı. Eray kapıdan girdikten sonra bir hol gördü, oradan da salona alındı.
Salon son derece mütevazi döşenmişti, bir kaç koltuk ve bir kanape vardı, yerdeki halılar eskiydi, koltuklardan birnde de kızıl uzun saçlı bir kadın oturuyordu, Erayı görünce kalktı ve Eraya sarıldı.
- Merhaba sonunda, seni görmeyi ben de istiyordum ama önlem almam da şarttı.
- Nasılsın Beste, çok zayıflamışsın, dışarıda görsem tanıyamam seni, neler oluyor Allah aşkına? Nedir bu gizlilik, kaçmaca, kedi fare gibi polis oyunları? Anlatacak mısın?
- Anlatamam Eray, dedim ya bilmemen daha iyi. Eğer birazdan bilet işimi de halladersem, yarın sabah yeni bir yerde güne günaydın diyeceğim ve bu olayları arkamda bırakacağım. Sen de geç kalma, evrakları alayım ve sen hemen git. Tekrar teşekkür ederim.
- Peki. Başarılar yeni yaşamında.
Eğilip Besteyi öperken dışarıdan gelen gürültüler duydular ve bir kaç dakiak sonra da içeriye polisler girdi.
- Eller yukarı, kimse kıprdamasın.
Eray ve Beste şaşkınlıkla birbirlerine baktılar. Beste dayanamadı.
- Beni ele verdiğine inanamıyorum Eray, bunun cezasını çekeceksin.