Bölüm 35

 

Eray yurda döner dönmez, önce ofise uğramış, sonra eve gelmişti. Ofisteki asistanından aldığı bir habere canı sıkılmıştı. Cinayet masasından bir dedektif bayan gelmiş ve onu sormuştu. Nedenini söylememişti kadın dedektif, ne olabilirdi?

 

Eve geldiğinde önce bir duş almış sonra uyumuştu.

 

Sabah ilk işi erkenden kalkıp işe gitmek olmuştu. Bugün bütün üst düzey yetkililerini toplantıya çağırmıştı. Bir ayı geçen zamandır Moskova’da üst düzey toplantılar yapmıştı, arada iki kere Londra’ya gidip gelmişti. Moskova’daki kontakları bu işi tutturabilirlerse çok para kazanacaklarını söylemişti, hatta bu yatırımcıları birçok firmanın da elde etmek istediğini anlatmıştı. Bu açıdan orada olması gerekiyordu ve başarmıştı. Yatırımcılar ile bir kontrat hazırlamışlar ve Türkiye’ye yapılacak yatırımların Eray’ın şirketi üzerinden yapılmasına karar vermişlerdi. Herşey istediği gibi gelişiyordu. Yöneticilerini toplantıda bilgilendirkten sonra iş bölümünü yapıp kısa bir tatile gitmeyi planlıyordu.

 

Bu sırada telefonu çaldı, arayan asistanıydı.

 

-         Eray Bey, geçen gün gelen Emniyet Müdürlüğünden Buse Hanım geldiler, sizinle görüşmek istiyorlar efendim.

-         Toplantım başlayacak, daha sonra gelmesini söyle.

 

Telefonu kapadı, bir kaç dakika sonra kapısı açıldı ve genç bir kadın içeri girdi.

 

-         Eray Bey, toplantınızı biraz erteleyeceksiniz sanırım.

 

Eray şaşkınlıkla gençe kadına bakakaldı.

 

-         Siz ne cüretle benim odama bu şekilde giriyorsunuz? Siz de kimsiniz?

 

Buse, cebinden kimliğini çıkardı ve Eray Beyin karşındaki koltuğa oturdu.

 

-         Bir dizi cinayet soruşturması yapıyorum Eray Bey ve bu cinayetler de sizin de adınız geçiyor. Sorularımı sormak ve yanıtlarımı almak istiyorum. Böyle davrandığım için özür dilerim ama gerçekten sizin yanıtlarınıza şiddetle ihtiyacım var, bu konuda direnirseniz farklı yollar deneyerek sizi Emniyette sorgulamak zorunda kalacağım. Tercih sizin.

 

Eray, kadının gözlerinin içine baktı, oldukça kararlı gözüküyordu. Telefonu kaldırmadan bir tuşa basarak asistanını aradı.

 

-         Şebnem, yönetici arkadaşlarımıza yarım saatlik bir gecikem olacağını haber verir misin lütfen, teşekkürler.

 

Sonra Buse’ye doğur döndü.

 

-         Sizin için ne yapabilirim, buyurun sorun sorularınızı, öncelikle kim öldü, hangi cinayetler, biraz da bilgi verirseniz çok sevinirim, mutlaka biliyorsunuzdur, uzun zamandır yurt dışındaydım, buralarda neler olup bittiğini bilmiyorum.

 

Buse Eray’ın gözlerinin içine bakarak konuşmaya başladı.

 

-         Arka arkaya iki cinayet işlendi, ikisinin de birbiriyle bağlantılı olduğunu düşünüyoruz ve bu cinayetleri araştırırken de sizin isminiz çok sık gündeme geldi.

-         Ölenler kim?

-         Çağatay Gültekin, tanıdık mı?

-         Hayır.

-         Serpil Gürsel, tanıdık mı?

-         Hayır.

-         Çok ilginç, peki bir isim daha soracağım.

-         Beste Arkan?

 

Eray, Beste’nin adını duyunca gerildi.

 

-         Beste’de mi öldü?

-         Hayır, Beste ölmedi ama tanıyorsunuz değil mi?

-         Memur hanım...

-         Dedektif..

-         Peki dedektif hanım, ben aptal biri gibi mi gözüküyorum? Buraya beni araştırarak geldiğinizin farkındayım. Beste’yi tanımıyorum diye bir şey söyleyeceğimi sanırım tahmin etmişsinizdir. Tabi ki tanıyorum, bir zamanlar eşimdi, daha sonra ayrıldık. Sonra da görmedim.

-         Aslında ilginç olan nokta şu ki, Beste bu olayın düğüm noktası Eray Bey. Size son bir isim daha soracağım, Doruk Gürsan?

-         Tabi ki tanıyorum, Beste’nin üniversiteden sevgilisiydi. Onun bu konuyla ne ilgisi var, çok eski bir hikaye aralarındaki ilişki.

 

Buse, Eray’ın yaklaşımından gerçekten bir çok olaydan haberdar olmadığı izlenimi edinmişti ama rolde yapıyor olabilirdi.

 

-         Peki, size kısaca olayları anlatacağım Eray Bey, daha sonra tekrar sorularım olacak. Beste Doruk’tan ayrılıp sizinle evlendikten kısa bir süre sonra Doruk Türkiye’ye döndü. 3 sene kadar bir şirkette yöneticilik yaptıktan sonra oradan ayrıldı ve bir Psikoterapi ofisi açtı. Çağatay Gültekin’de hastalarından birisiydi. Daha sonra Çağatay, Doruk’a yaşamında bazı olayları anlatırken, kendisinin bu durumlara gelmesine Beste adında bir kadının neden olduğunu anlattı ve bu son seansın üzerinden bir gün geçmeden öldürüldü. Arkasından kısa bir süre sonra DoruK’un kız arkadaşı Serpil’de ölü bulundu ve Serpil’in ölümü sonrası bizzat benim tarafımdan yapılan ev aramasında bir fotoğraf buldum, bu fotoğraftaki kişi de sizdiniz.

 

Eray anlatılanları hayret etmiş bir yüz ifadesiyle dinliyordu, son cümleyi duyunca masasından öne doğu Buse’ye doğur eğildi.

 

-         Ben miyim? Ben tekrar ediyorum, Serpil Gürsel adında kimseyi tanımıyorum, belki o fotoğrafı gösterirseniz tekrar düşünebilirim ancak inanın bana Serpil Gürsel adını hiç duymadım.

 

Buse, fotoğrafı çantadan çıkardı ve Eray’a doğru uzattı. Eray fotoğrafa baktı.

 

-         Evet burada kalablık bir grubuz ve herkesi tanıyorum ama bunlardan hiç birisinin adı Serpil değil ki?

 

Bu kez şaşırma sırası Buse’ye gelmişti.

 

-         Peki madem tanıyorsunuz, bu fotoğraf ne zaman, nerede çekildi ve fotoğraftakiler kim, söyleyebilir misin?

-         Tabi söylerim, bu fotoğraf biz Beste ile ayrıldığımız bir zaman diliminde çekilmiş, demek ki minimum iki buçuk, üç sene evvel. Şu yanımda gördüğünüz kişi Rusya’dan arkadaşım ve aynı zamanda iş yaptığımız bir dostum, onun yanındaki de benim eski çocukluk arkadaşlarımdan birisi, kızlara gelince, kızların hiç birisi arkadaşımız değil, eğlenmek için parayla tuttuğumuz kişiler. Sizin Serpil dediğiniz hangisi?

 

Buse, eliyle Serpil’i işaret etti. Eray gülümsedi.

 

-         Sizce adı Serpil olabilir belki doğrusu da o ama bizim bildiğimiz adı Aşkın, soyadını bilmiyorum. Son derece seksi bir kadın, bir bayan arkadaşımın arkadaşı, bir kaç kez grupla birlikte olduk ama özel yaşamını bilmem.

-         Grupla birlikte olmak ne demek? Yani eskort kadınlardan mıydı demek istiyorsunuz?

-         Kesinlikle, yanlış anımsamıyorsam iki veya üç kez aradık onu, hatırı sayılır meblağlar ödedik kendisine, bir tanesinde yalnız geldi, diğerlerinde de bu yanındaki kız ile geldi.

-         Yanındaki kızın adı ne?

-         Gerçek adımı yine bilmiyorum ama biz söylediği Gönül. Soyadını bilmiyorum, zaten de sormazdık hiç, onlar da söylemezdi.

-         Yani sonuçta bu kişiyle sadece cinsel bir bağlantın mı var dı? Hiç bu iki üç gece dışında görüşmediniz mi?

-         Hayır, zaten biz istesek bile onlar bunu kabul etmezlerdi.

-         Neden etmesinler? Sonuçta eskort değiller mi? Dışarıda eğlenceye falan gitmediniz mi?

 

Eray gülümseyerek kafasını iki yana salladı.

 

-         Hayır, kuralları onlar koyuyordu. Aşkın yani sizin Serpil, asla dışarıda buluşmazdı, yemeğe gitmez, odaya getirtirdik, otel odası dışında hiç görüşmedik.

-         Peki, madem bu kadar temkinli bir eskort, nasıl oluyor da fotoğrafının çekilmesine izin veriyor ve bu fotoğrafı saklıyor. Fotoğraf çektirmesi ve saklaması için ne neden olabilir?

-         Fotoğrafı çeken benim Rus arkadaşım, onunla yatan da o, ve çok iyi biliyorum ki oldukça yüklü bir bahşiş koparmıştır bunun karşılığında, ben unuttum bile o fotoğrafı, zaten dedim ya üç kez gördüm Aşkın’ı ben, başka fotoğraf olduğunu zannetmiyorum, çünkü çekilmedi, ben bunu bile unutmuştum, şimdi siz önüme koyunca anımsadım.

-         Siz de yattınız mı Serpil ile?

 

Eray, gözlerini dikerek Buse’ye baktı, Buse gözlerini kaçırmadı.

 

-         Bunun yaptığınız soruşturma ile ilgisi var mı, yoksa kendi merakınızdan mı soruyorsunuz?

-         Soruma yanıt verin, yattınız mı?

-         Evet, yattım. Bu beni cinayet zanlısı mı yapıyor şimdi?

 

Buse bir şey demedi.

 

-         Daha sonra yani bu üç kez birlikte olmanızdan sonra bir daha Serpil’i hiç görmediniz mi?

-         Hayır, görmedim.

-         Beste nerede Eray Bey? Beste’ye de ulaşamıyoruz. Beste’yi en son ne zaman gördünüz?

-         Beste’yi görmeyeli epey oluyor. Zaten yanlış bir ilişkiydi, yanlış bir evlilikti,ne ona ne bana mutluluk getirmedi.

-         En son ne zaman gördünüz?

-         Ayrıldığımızdan beri görmedim, demek ki bir kaç sene önce görmüşüm. Tam tarih mi vermem gerekiyor?

 

Buse daha fazla ne sorabileceğini düşünüyordu.

 

-         Bu rus arkadaşınızın ve çocukluk arkadaşlarınızın adlarını ve telefonlarını istiyorum. Bu arada Serpil’in yanındaki kız, Gönül, onu daha sonra hiç gördünüz mü peki?

-         Hayır, Aşkın’ı üç, Gönül’ü iki kez gördüm.

-         Peki bu kızları kimin kanalıyla arayıp buluyordunuz?

 

Eray bir kahkaha attı.

 

-         Dedektif Hanım, bu sorunuza yanıt vereceğimi düşünmüyorsunuz değil mi? Böyle bir bilgiyi asla veremem, arzu ederseniz beni tutuklayın veya mahkemeye verin ama bu bilginin sizin cinayet soruşturmanıza nasıl bir faydası olacak.

-         Yanlış düşünüyorsunuz Eray Bey, hem de çok faydası olabilir. Elimizde çok kısıtlı bilgiler var Serpil hakkında, belki bu kaynak sayesinde çok farklı bilgilere ulaşıp katile kadar uzanabiliriz, ayrıca bu bilgiyi sizden aldığımızı asla bilmeyecekler. Bu konuda bize güvenebilirsiniz.

-         İşte bu mümkün değil, benden aldığınızı anında bilecekler.

-         Nasıl bilebilirler ki?

-         Çok basit, bu kurulmuş bir düzen, benim bir şifrem ve numaram var, bunu söylemedikten sonra bu insanlara ulaşamazsınız, ulaşabilmeniz için bu numara ve şifre sistemini bilmeniz lazım. Bunu ben size verdiğim anda, sizi ben zannedeceklerdir ancak işin içine polisin karıştığı duyulunca düzen oldukça bozulacak ve benim yüzümden olduğu ortaya çıkacaktır. O yüzden bu konuda size yardım edemem. Dediğim gibi böyle bir nedenden dolayı iş ve özel yaşantımın etkilenmesine izin veremem.

-         Bu bilgi ile belki bazı insanların hayatını kurtaracaksınız, çünkü bu cinayetleri durduramazsak cinayetler devam edebilir, kim bilir sizinle konuştuğumuzu duyarlarsa siz de tehlikede olabilirsiniz.

 

Eray kararlı duruyordu.

 

-         Başka sorunuz var mı Dedektif Hanım? Yoksa inanın çok geciktiğim bir toplantım var, izninizi rica edeceğim.

 

Buse mecburen yerinden kalktı, elini uzattı, Eray kendisine uzatılan eli sıktı. Buse kapıdan çıkarken son bir kez Eraya’a doğru döndü ve kartını uzattı.

 

-         Oldu ya, aklınıza bir şey gelir de söylemek isterseniz lütfen bu numarayı arayın, yardımlarınız için teşekkür ederim.

 

Eray gülümsedi.

 

-         Hiç merak etmeyin Dedektif Hanım, ararım.

 

Buse çıktıktan sonra, masasının karşısındaki koltuğa oturdu. Beste oratadan yok olmuştu, Aşkın ölmüştü, Beste’nin erkek arkadaşı ölmüştü. Oldukça karmaşık durumlar vardı.

 

Odasındaki kasaya ilerledi, şifresini girdi ve kasa otomatikman açıldı, içeride bir çok senet, çek ve biraz da nakit para vardı. Bir zarf buldu, zarfı açtı, içinde üç dört tane fotoğraf vardı. Fotoğraflarda Aşkın ile birlikte  yapmış oldukları grup sevişmelerden çekilmiş sahneler yer alıyordu. Bunları yok etme zamanı diye düşündü. Kasayı kitledi, elindeki fotoğrafları çöp kutusunun yanına götürdü ve yaktı, resimler bir kaç saniyede yok olmuşlardı. Şu andan sonra Aşkın ile bağlantısı olabilecek bir delil kalmamıştı. Polisin elinde olanı da açıklamıştı.