Sizlerden şöyle bir tablo tasavvur etmenizi rica ediyorum.

Ortaköy’desiniz. Masada üç kişi var. Birisi yakışıklı, genç bir erkek. Baktığınızda hani Allah bağışlasın diyeceğiniz tiplerden. Bir diğeri çok hoş, güzel bir kızcağız, bir tane de kızın arkadaşı olan bir başka kız.

Siz de yan masadasınız.

Şimdi daha belirginleşiyorum, kızlardan güzel olan Rus ama türkçe gayet iyi. Diğer ikisi türk, bu yazının kahramanı olan çocuksa 1979 doğumlu bir genç.

Bu gece hemen yanı başımda olan masada olan üç gencin, konuştuklarını ister istemez duyuyorsunuz, erkek gencimizse kendini anlatmaya çalışıyor, söylediği sözlere yer vermek istiyorum;

-         ben çok dürüstüm

-         ben hiç aldatmadım

-         ama bana kadınlar güvenmiyor (gülümsemeler) neden sence?

-         işim varı, toplantıdayımı anlayamıyorlar, sürekli kontrol altındayım

-         doğruları anlatmaktan bıktım, yalan mı söylemeliyim kızlara?

-         ben kısıtlama koyarım, kısa ve dekolte giyemez

-         ben bir kıza baktım diyelim, o da bana baktı, ben tekrar bakarım, erkeğin doğasında var bu, engel olamam.

-         Benim kız arkadaşlarım var ama normal arkadaşlar, giderim onlarda kalabilirim, bu gayet normal, ben onları kız / kadın gibi görmüyorum ki!! Onlardan çok şey öğreniyorum ama bunu kız arkadaşlarım anlamıyor.. (burada tabi ister istemez, şöyle bir sahne beliriyor gözünüzde, ne yani diyor kız, normal bir erkek arkadaşımın evinde kalamaz mıyım? ve çelişkiler ve paranoya ile dolu erkek arkadaşımız aa tabi ne demek, istediğin kadar kal diyecek)

Ve benzeri sohbet ve yaklaşımlar.

Bu nedir biliyor musunuz? Tam bir erkek çelişkisi.

Bakmayın kadınlar ilişkilerini çok sorguluyorlar gibi de dursa da, erkekler bir şeylerin aslında ters gittiğinin farkında, sahanın dışındalar bir çoğu, sadece içeri nasıl gireceğini bilmiyorlar.

Halbuki bilmeleri gereken şu, onların içeriye dahil olmasını kızlar sağlamayacak, kendi içlerinde ki vicdanları taşıyacak. Maçlarda rakip veya kendi oyuncuların değil, hakemin oyuna sokması gibi.

Bizler tam bir çelişki yumağıyız, asla kadına kompleks demem, erkek olayları çözümden ziyade karmaşa haline getirendir ve çözüm sırasında da sıkılır ve benliğini anımsar, erkeğimi yaptımlara yönlendirir.

Örneğin siz bir erkeğe sorun, bir kadın size baktığı zaman, siz de dönüp bakarsınız da,neden bakarsınız diye, bakın bakalım kaç tanesi yanıt verebiliyor? Kaç tanesi demogojik yanıt veriyor veya kaç tanesi gerçek anlamda düşündüğünü aktarabiliyor?

Ne diyor arkadaşımız, ben dürüstüm, anlayamıyorum kadınları..

İşte buna asla inanmam. Kadınlar dürüst erkeği tanır, sözlerine değil davranışlarına bakar. Kendine, çevresine, arkadaşlarına, garsonlara, şöförlere....

Bir erkek ben dürüstüm demekle dürüst olmaz, keşke olabilse. Bu konuda ben bayanlara daha çok güvenirim, daha gerçekçi bakarlar. Ben daha hiç ben dürüstüm diyen bir bayan görmedim, neyse odur. Erkeğin yaptığının ERKEKLİK doğası ile ilgisi yoktur.

Bu nasıl kadınların seçicilik ve duygusallığı benimsedikleri bir duyguysa, erkekte başka kadınlara bakmayı, onlarla birlikte olmayı, farklılıkları yaşamayı bir o derecede kendin de hak olarak görür ve bunun adına erkek doğası der.

Dediğim gibi, inanıyorum ki, erkek bugün kadından çok daha fazla bir inceleme ve sorgulama sürecinde. Kadın bu sorgulamayı atlattı, ne yapması gerektiğini ve ne yapabileceğini erkekten daha iyi biliyor. Bir çoğu da uygulamaya çalışıyor.

Hissettiğim o ki, bizlerin kadını anlaması mümkün değil. Asla o çocuğu eleştirmiyorum, kendince doğru ve yanlışı arıyor ve bulduğu ve kendini inandırdığı  şey, bu erkek doğasında var.

Ama ne tezattır ki, kendi ilişkilerinde son derece muhafazakar davranan bu insanların bir çoğu,  kendi özel yaşamlarında ki insanları mümkün mertebe ikinci hatta üçüncü mesafelere iterler.

Özetle, erkekler çelişkiler yumağında. Ne arzu ettiğini, ne düşlediğini yaşıyor. Kalıplar arasında sıkışmış. Ne ileriye yatırım yapabiliyor, ne geçmişi düzeltebiliyor. Dışarıya karşı uyumlu, evinde fırtınalar kopan bir yaşam.

Çelişkilerimizi bulup, çözerek daha sağlıklı ve uzun ilişkiler yaşayabilme şansımız var, bunu heba etmeyelim.

Sevgilerimle,

Haluk

12.07.2007 01:35