Sabah kuş sesleri ile uyandım, aslında her sabah kuş sesleri ile uyanıyorum
ama nedense bu sabah sanki daha çok cıvıldıyorlar.
Yatağımdan kalkmadan yatak odası camından biraz gözüken Boğaz Köprürü trafiği ve
yeşilliklere, çiçeklere baktım, bugün bir yazı yazacağım dedim kendi kendime,
konusu da Ortaköy olacak.
Kalktım, banyomu yaptım, traşımı oldum, giyindim, dünden kalan takım elbisemi
bir torbaya koydum, arabamın anahtarını, telefonumu cebime koydum, kapıyı
kilitledim ve asansörü çağırdım.
Günaydın Haluk abi, hayırlı işler Kapıcımız Metin, beni ilk güleryüzle
uğurlayan oldu, " Günaydın Metincim, sağol, sana da dedim ve asansöre bindim.
Arabama gitmeden önce hemen karşı caddede ki Kuru Temizlemeci Mustafa abinin
yanına uğradım, yanımdaki torbayı kendisine bıraktım, 60 yaşlarında dünya
tatlısı birisi Mustafa abimiz. Onun da hayırlı işler evladım duasını aldıktan
sonra arabama geldim, bindim ve işe geldim.
Bütün gün işimde koşturduktan sonra evime, Ortaköyüme doğru yola çıktım.
Arabayı otoparka park ettikten sonra, eve çıkmadan sahile inmeye karar verdim.
Sol kolda Berberim Tamer ile karşılaştım.
Gel bir çay ısmarlayayım yakışıklı abim Tamerin her zamanki
misafirperverliği, teşekkür edip yoluma devam ettim. Karşı caddeye geçtim.
Bakkalım İrfan abinin yanından geçerken, İrfan abinin Haluk, üzülmeyin seneye
de siz şampiyon olursunuz lafını yemekten kurtulamadım. Hemen onun yanında
Emlakçı Tarcan Neyse biz kupayı aldık, ne yapalım Haluk, yenemedik ki şunları
yorumuna gülerek yoluma devam ettim.
Biraz ileride Aysu Börek çalışanlarından küçük Emrah yolumu kesti Ah be Haluk
abi, hiç değilse Şampiyonlar Ligine gidebilseydik, abi gel bir çay iç .
Teşekkür ettim sevgili Emraha.Yürümeye devam ettim. Tekel bayisi İhsan abiye
kadar geldiğimde, selam verip geçecekken Ne o, tebrik yok mu, zaten siz
cimbomlular böylesiniz yorumuna da gülümseyerek sessiz kaldım.
Ortaköy meydana az kalmıştı ama daha önünden geçeceğim Kumrucu Mehmet ustam
vardı, her zamanki güleryüzüyle, sonra koyu fenerbahçeli Özen Kokoreç sahipleri
Murat ve Mehmet kardeşler, sonra hemen çaprazda Yemen Ocakbaşında Bayram usta.
Meydana geldim, daha yürüyemeden Maya kumpirden Cemal bağırdı Haluk abi,
kumpir vereyim mi? Sağol diyerek onu da geçtim. Bekriden Yavuzu sollayarak
Cheesecakee gelip oturdum, Sabri ve Naci hemen dibimde bitti. Rakı mı vereyim
abi şarap mı?
Akşamı Cheesecakede geçirdim, boğazı, insanları, kuşları seyrettim ve oradan
barların olduğu yere doğru yürüdüm. Ceneviz Kahvesini kapısındaki Muammeri
öperek, yukarı çıktım. Cemil ve barmen Gökhanla sohbet ederken canlı performans
gösteren Cemi dinledim. Saate baktım, geceyarısına geliyodu.
Geçerken Patika balık restorandan Murat ve Ercanla sohbet ettim, eve doğru
yürümeye başladım. Nöbetçi Manavımız Ayhan abiden erik ve kiraz aldım.
Baktım DVDcim Hasan dükkanı kapamak üzere, akşam alış verişi bir iki DVD aldım.
Evime geldiğimde bütün bu insanları düşündüm.
Berberimden kasabıma, manavımdan kafeme, bakkalımdan barıma kadar onlarca insan.
Bu insanları her gün görüyorum. Her gün benzeri selamlaşmaları sohbetleri
yapıyoruz.
Düşündüm de, bütün bu insanları tanıdığım bütün alanı ben yürüyerek 15 dakikada
geziyorum, evimden meydana. Her gün gülen yüzler, sohbet ettiğim insanlar,
hizmet aldığım insanlar. Onlar beni, ben onları tanıyorum. Sanki burası İstanbul
değil, minik bir köy, evet adı da Ortaköy.
Bir sitede otursam kaç kişiyi tanıyabilirdim diye düşündüm. Bu alış veriş
yaptığım insanlardan kaçını tanırdım, kaçıyla siyaset, spor muhabbeti
yapabilirdim.
Ortaköye gelmeden evvel, oturduğum mekanı düşündüm, büyük alış veriş merkezleri
dışında kaç defa bakkaldan, manavdan bir şeyler aldığımı düşündüm. Bakkalın
adını bile anımsayamadım.
Sonra hani vardır ya, çok iyi ettim diye düşündüğünüz anlar. Onlardan birisini
yaşadım, yatağıma giderken, gülümsüyordum. İyi ki Ortaköydeyim dedim. İyi ki bu
insanlarla yaşıyorum. İyi ki çevremde sevdiğim ve sevildiğim insanların
içindeyim, bire bir, yüz yüze.
Sonra yatağıma yattım ve gülümseyerek uydum.
Sevgilerimle,
Haluk
16.05.2007 10:05