Bayram tatilini çok sevdiğim Turizmci arkadaşım Feryal ve sevgili çalışma arkadaşlarının sayesinde BELEK'te bir tatil köyünde geçirdim. Gittiğim tesisin adı JUSTINIANO Club Varuna. Kendilerine buradan KOCAMANNNNNNNNNNNN teşekkür ediyorummmmm :)))))

Web adresini veriyorum, ilgilenen arkadaşlarım bakabilir. http://www.justinianohotels.com

Tesis hakkında çok olumlu şeyler yazacağım, çünkü inanın senelerdir tatile çıkan, gezen birisiyim. Oteller, Pansiyonlar, Tatil köyleri, Campingler.

Özellikle servis sektörünün çok geliştiğini, artık bütün her yerde benzer ürünler olduğunu ama en güzel, müşteriye değer veren, onu dinleyen ve dinledikleri, aldıkları eleştiriler ile kendilerini geliştiren şirketler ve sistemlerin ayakta kaldığı bir Dünya'da yaşıyoruz.

Bu tesisin yemekleri, tesisin güzelliği, aktiviteler, odaların temizliği..vb, hepsi bir çok işletmede belki fazlasıyla vardır. Ancak, bu tesiste benim ya da düzelteyim, arkadaşım, kız kardeşim ve iki yeğenimle birlikte bizim dikkat ettiğimiz en önemli şey GÜLERYÜZ idi. O kadar ki artık bu size de yansıyor.

Tesis gerçekten mükemmel bir tesis. Her şey dahil gittik. Odalar büyük ve rahat, bütün odalar da mini bar, televizyon, klima var. Sabah 7'den gece arzu ettiğiniz saate kadar yeme ve içme var. Her dakika bir yerde bir şeyler  yapılıyor. Üstelik hiç durmayan ve bence çok başarılı bir animasyon ekibi var. Yağmur yağan bir günde 1800 kişiyi eğlendirmek çok kolay olmasa gerek.

Şimdi yazıyı okuyan bazı arkadaşlarımın "iyi de kardeşim kaç para burası, dünyanın parasıdır" dediğini duyar gibiyim. Değil inanın, tabi bayram ve mevsim etkisi olmuştur veya turu organize edenlerin marifetidir bilemem, ancak şahsıma özgü olmadığını biliyorum, tüm bunların geceliği 55 YTL. 3 taksit yapmak isterseniz de 58.5 YTL. Evet, çok lüks olmayan bir restorana gittiğinizde yaklaşık adam başı ödediğiniz ücret. Üstelik 12 yaşından küçüklere %50, 6 yaş ve altına da ücretsiz.

Ben tekrar konuma dönmek istiyorum, evet GÜLERYÜZ. Ne kadar önemli. Ben  bu yazıyı aman aman sakın bu tatil köyüne gitmeyin diye de yazabilirdim. Veya hiç bir şey yazmayabilirdim, ancak inanın bu tesis ve çalışanları bu yazıyı ve bence çok daha fazlasını hak ediyor. Şöyle düşünün onlarca yemek çeşidi içinde yemek almaya çalışan 1800 kişi ve onların yediklerini sürekli toplayan ve bu arada elleri kolları tabaklarla dolu yanınızdan geçerken, sizin çocuğunuzla gülüşen, şaka yapan ve masaya ne istediğini sorup, tabakları mutfağa bırakıp size istediklerinizi bir koşuda taşıyan bir lokanta personeli -ki bu arada açık büfe ve self servis olayı var. Bir tanesi de çıkıp abi özür dilerim meşgulüm, içkiler self servis kalkıp kendiniz alın demiyor. Bu öğretilmiş, müşteri memnuniyeti hedeflenmiş.

Bu arada şuna değinmeden geçemeyeceğim, ben bu kadar pozitif bakarak anlatıyorum da sanki herkes benim gibi mi düşünüyor. HAYIR. Kahvaltının sat 10:00 da bitip koca restoranın hemen öğle yemeğine hazırlanması gerektiğini unutan bazı insanlar da "esir kampına çevirdiniz burayı, saat 10'dada yerim 11'dede parasını ödüyorum" demelerine veya "kahve yapmayı bilmiyorsun, seni şikayet edeceğim" diyenlere de rastlıyorsunuz.

Burada BAKIŞ AÇISI ve YAKLAŞIM hemen devreye giriyor. Yüzlerce yabancı turistin o çocuklara davranış ve yaklaşım biçimiyle, özür dileyerek biz TÜRK'lerin yaklaşımlarını görmelisiniz. Sonra kızıyoruz, neden bizi almak istemiyorlar AB'ye veya her hangi bir turizm tesisine. Hepimiz değil ama bir çoğumuzun hak etmediğini düşündüğüm zamanlar olmuyor değil. Ne olur ki, biraz HOŞGÖRÜ'lü olsak. Ne olur dansöz kıvırtırken, onunla göbek atarken ona gösterdiğimiz sevgiyi, neşeyi, güzel yaklaşımı bu çalışan çocuklara göstersek.

Hiç unutamadığım bir anımı anlatarak bitiriyorum. Ortaköy'e yeni taşındığım zamanlar, aşağı iniyorum ama tanıdığım, bildiğim pek kimse yok gittiğim cafe'lerde. Arkadaş edinmeye çalışıyorum. Özlem çay bahçesin de otururken kapıda ki çocukla sohbete başladım, o da Galatasaray'lı, o zamanlar da dertliyiz, epey sohbet ettik, adı Murat. Bir kaç hafta ben hep oraya gittim, artık sohbet etmesek bile bana ilgi gösteriyor, çayım hemen geliyor, üç tane içersem biri ondan oluyor. Bir gün "Haluk abi" dedi, "buraya ne kadar çok insan geliyor biliyormusun", "Tahmin ederim" yanıtını verdim, " Ama abi" dedi "bu kadar insan gelip gidiyor, burada bir iki çay içiyorlar, ama bizlere davranışını bir görsen, sanırsın ki iki çay içip, çay bahçesini satın alıyorlar", "senin gibi bizimle sohbet eden, bizi adam yerine koyan  o kadar az kişi var ki, sizler gibi insanlara canımız feda".

O an inanın o kadar hüzünlendim anlatamam. İstedikleri tek şey, biraz tebessüm ve hal hatır sormak. Bunu bile göstermiyoruz bu insanlara. Sizlerden ricam, hoşgörülü olun lütfen, yemek yediğiniz bir yerde çalışan bir iki çocuğa gülümsemeniz, halini hatırını sormanız, hata yapsa bile kızmamanız, sizden bir şey götürmez, ama o kişiye çok şey verir. Zaten sonra fark edersiniz ki, o çocuk sizin gözünüzün içine bakar, sizden gelecek istekler onun önceliğinde olur.

Güleryüzlü, hoşgörülü ve pozitif bakan, eleştiren bir Dünya için, bu Dünya'yı başkaları yaratmayacak, bizler yaratacağız.....Bu arada YAZ tatili için fiyatlar ne olur bilmem ama MUTLAKA burayı da gidilebilecek yerler arasına alın bence :))  Sevgilerimle...6/11/2005 04:30