1952 doğumluyum..Bursa /İnegöl de doğdum..Eşraftan tütün tüccarı ŞEKERCİ HÜSEYİN AĞA nın 4. çocuğu olarak..:)) ..evdekilerin tabiri ile çok yaramaz bir çocuk,yeni tabirle (kulağa daha hoş geliyor) HİPERAKTİF bir çocuk..Hani gerçekten yerinde duramayan,her yerde,her işde,her şey de icad edecek muzur luk lar bulan bir çocuk..Tabii o yıllarda hiperaktif yoktu,ÇOK PİÇ KURUSU tabiri vardı..ve bu tabirin karşılığı da ..sürekli sopa yemek vardı..hahahaaaaa… Nüfus kağıdım ilkokula giderken çıkartıldığı için doğum yılım ve tarihi gerçek değil..Yani BURÇ suzum..hahhaaaaaa..


İlk,orta ve lise tahsilimin bir bölümünü inegölde yaptım..Lise kısmı ise 3 ayrı okulda bitti.. sürgünlerle.. Hiperaktif olunca..böyle oluyor tabii ki) 6 yaşında abimin akordionunu kıskanıp ağladığım için bana da bir mandolin aldılar..ilk sazım..Olağanüstü çalıyordum mandolini..Parmaklar biraz uzayınca gitar tabii ki..:) Ve özel bir ses..bariton.. 15 yaşında profesyonel olarak sahneler..;))

Türkiye nin çeşitli yerlerinde..Özellikle 17-20 yaş arasındaki 4 yıl..KABADAYI filmi..öyle anla..Abi lerle beraber..Racona uygun..Hatasız..Hala devam eden bir yaşam tarzı..Güzel ama...1973/1975 askerlik..Antalya da..Enteresan mı entersan bir askerlik yaşadım..tabii o da ayrı bir roman..Savaşı ile,aşkları ile,maceraları ile..Belki de ordu da SEFER GÖREV EMRİ verilmeden teskere alan nadir insanlardanım..İnanılmaz güzel..:)))) Hani ayni yere ayni şartlarla gel deseler var ya…Her şeyimi bırakır giderim ..şimdi.. :)
 1976 da başlayan ve halen devam eden bir ticari yaşam,1977 de evlilik,ayni yılın aralık ayında bir oğlan çocuk.:)sonra bir kız,sonra bir oğlan daha..Bitti çocuk faslı..:) 1977 nisanında 5 ülkede kırmızı bültenle aranan bir dolandırıcı ile başladı Avrupa yolculuğum..O da ayrı bir roman ki..Dillerde akıllarda tad olur..


1980 de namaz niyaz başladı,ayni anda da beni aldılar. Tarikat,şeyh,ihvanlar vs..vs...iyi de yaptılar.Hocam Molla NUH la tanışma ve 19 yıl ders, ilim, arkadaşlık, dostluk, kardeşlik, talebelik, ortaklık vs vs .. iki insan arasında akla gelebilecek her türlü güzellik. o da ayrı bir roman..!! Ayni yıl ilk fabrikamı kuruşum.. MİKRONİZE TOZ SANAYİİ.. o da ayrı bir roman..içinde mucizeler barındıran,akıldışı ticaretler barındıran bir roman..1986 da HAC.. o da ayrı bir roman..içinde olağan üstü hadiseler bulunan bir acaip yaşam..

1990 Macaristan seferi..Macaristan da mobilya fuarı açan ilk TÜRK..Gazeteler,radyo lar,ropörtajlar..Akıl dışı bir ilgi..6,5 ay Macaristan da mecburi ikamet,aşklar,dostluklar ve ticaret..Burası da ayrı bir roman..ki okunası,zevk ve ders alınası bir roman.. KİN,KAN RUJ,LAVANTA VE AVANTA..GENİŞ MEVZUU,DAR PANTOLON..hepsi bir arada…hahahaaaaaaaaaaa İHANETLER,İHANETLER VE İHANETLER….1992 de terk i diyar ve bir köy evinde 35 dönüm bir arazi içerisinde,ormanın kıyısında bir tepede 3,5 ay İNZİVA hayatı…Ve…

İSTANBUL.Yine mucizeler başladı..Durup dururken bir komşunun evime mecburi ziyareti ve…
Toptan iplik kumaş tüccarı oldum…Ve….İnanması gerçekten güç bir tevafuk….Sevgi ile tanışma….Akıl dışı…Dinlenesi ve anlaşılması mümkün olmayan bir tevafuk…Ve..
Dünya kardeşlik birliği toplantıları..4 yıl..roman içinde roman barındıran,uzaylı dostlar,inanılması mümkün olmayan olaylarla bir dört yıl. Tabii o da ayrı bir roman..:))

  1996 da Tekstil fabrikası….İflas..Milyonlarca dolar….6 ay Azraili şah damarını üzerinde konuk ederek,her gün ölmek içim,her gün öldürmek için evden çıkış ve akşam döndüğünde…Offff..aklıma geldiğinde bile tüylerim diken diken oluyor..

Ve insanlık dışı bir ızdırap ve acı.. Tahammül, sabır, inat…  İki defa Azrail le kucaklaşma.. Olmadı tabii.. olsaydı şu an bunları yazamazdım di mi..??  Tabii ki tahmin edeceğin gibi bu bölümde apayrı bir roman Kötü roman..

  DEPREM… Ve sonrası..2000 de ilk parke showroomu....Rahat durmuyor ki adam..?? 2004 de yeniden fabrika yap..bu sefer parke ..terk edilerek yarı yolda bırakılan bir adam..Yine ihanetler..  Dert değil..Durmak yok yola devam…2006 da PARKE UZMANLIĞI başladı..35 yıllık eski deneyim ve bilgiler su yüzüne çıktı..


Bahçe köy orman fakültesinde davetli hoca lık,TV programları ,dünyanın her yerine(Amerika dan ,Çin e kadar),Türklerin bulunduğu tabii ki, mail ve telefon yoluyla bilgilendirme..:))

Nazım hikmetin bir otobiyografisi vardır..Çok sevdiğim ve kendime benzettiğim..

…doğduğum şehre dönmedim bir daha
geriye dönmeyi sevmem…
…kimi insan otların kimi insan balıkların çeşidini bilir
ben ayrılıkların
kimi insan ezbere sayar yıldızların adını
ben hasretlerin…

..sevdiğim kadınları deli gibi kıskandım
şu kadarcık haset etmedim Şarlo'ya bile
aldattım kadınlarımı (BEN ALDATMADIM,açıkça söyledim ve yürüdüm)
konuşmadım arkasından dostlarımın

içtim ama akşamcı olmadım
hep alnımın teriyle çıkardım ekmek paramı ne mutlu bana

başkasının hesabına utandım yalan söyledim
yalan söyledim başkasını üzmemek için
ama durup dururken de yalan söyledim…(BEN SÖYLEMEDİM..)
…kansere yakalanmadım daha (YAKALANDIYSAM DA,,MERAK BİLE ETMİYORUM)
yakalanmam da şart değil
başbakan filân olacağım yok
meraklısı da değilim bu işin
bir de harbe girmedim (ben girdim)
sığınaklara da inmedim gece yarıları (ben indim)
yollara da düşmedim pike yapan uçakların altında (ben düştüm)
ama sevdalandım altmışıma yakın
sözün kısası yoldaşlar
bugün Berlin'de kederden gebermekte olsam da
insanca yaşadım diyebilirim
ve daha ne kadar yaşarım
başımdan neler geçer daha
kim bilir.

İnan bana ..ben yazsaydım..aynisini yazardım…
YETER Mİ BU KADARI BENİ TANIMANIZA...????
Teferruat kısmını merak edenler için özel dinleti günlerimiz vardır..;)))))))))))))))))))))